Zen ve Ben

Uzun zaman önce; kendi iç varlığımı anlamak, yapımı görebilmek ve derinleşebilmek için her türlü bağımlılıktan uzak, bir yolculuğa adım attım. Sonra anladım ki aslında bu Zen’in kökeniydi…

Sonraları yapılandan ders alınarak adım atılmalı dedim ve araştırmaya başladım.  Ustaları, hayatlarını, amaçlarını ve felsefelerini. En önemlisi akış içindeki var olan, varlıklarındaki güzelliklerini. Bir çoklarının iyi bildiği, saygıyla andığımız bir Usta ile tanıştım. Sizi de tanıştırmak istiyorum. Daha iyi anlayabilmek amacıyla; tanışmadan önce bir ricam var sizlerden. Minik bir sessizlikte hayattaki en büyük tutkunuza odaklanmanızı, tutkunuzun peşinden nasıl gittiğinizi?  Bu yolda nelerden fedakarlık yaptığınızı ? ve Nasıl hissettiğinizi hatırlamanızı?…

Sizleri, benim için ayrı bir önemi olan biriyle tanıştırmak istiyorum. Tutkusunun peşinden yılmadan giden ve hayatının sonuna kadar devam ettiren, yaşantısının önemli bir kısmında insanlara Zazen’i öğretebilmek amacıyla gezen, büyük bir usta. Zazen de nedir? diyebilirsiniz. Cevap vermeden önce sormak istiyorum. İnsanlara mutluluğu öğretebilmek için kendinizi adayıp, her türlü yaşam konforunuzdan uzaklaşmayı önceliğiniz yapabilir misiniz ? Cevabınız ne olursa olsun; farklı kara parçalarında yaşayan, güzel enerjilerle donatılmış, tutkusuna ve inandığı şeye kendini adayan insanlar var. Bunu bilmenin getirdiği huzur ve keyifle okuyalım… Büyük Usta Kodo Sawaki.

Birçokları tarafından yirminci yüzyılın en büyük Zen ustalarından birisi olarak kabul edilen Kodo Sawaki, hayata çok zor bir başlangıç yapmıştı. Kodo, 1880 de Tsu şehrinde Mie eyaletinde doğdu. 10 yaşında yetimhaneden tembel ve kumar bağımlısı amcası ve eski bir hayat kadını olan karısı tarafından alınarak evlat edinildi.  13 yaşında kumar oynanan mekanlarda Yakuza için gözcülük yapmaya başladı. 1896 da gerçek ailesi ortaya çıktı. Gerçek ailesi ve birkaç arkadaşı paralarını birleştirerek, 16 yaşındaki kodunun Eiheiji tapınağına gitmesi için destekte bulundular. Bu tapınak, 1244 ‘de Zen tarihinin en büyük ustalarından biri olan Dogen tarafından kurulan merkezi Zen tapınaklarından birisiydi.

Kodo Sawaki, bir Keşiş olmak istiyordu. Ancak bunun yerine tapınağa yalnızca hizmetçi olarak girebildi. Yine de hizmetçi olması, orada öğrenmesine ve öğretilenlere katılmasına engel olmadı. Bütün orada bulunduğu süre boyunca çalışmayı başardı. Birkaç yıl boyunca orada kaldı ya da o zaman ki şartları düşününce kalmayı başardı da diyebiliriz. 1897 de dayı Daiji-ji tapınağına keşiş olarak kabul edildi. Çok kısa bir süre sonra baş keşişliğe yükseldi. Bu unvanı aldıktan sonra, uzunca bir süre kendini Zazen pratiğine adayacağı terk edilmiş bir inziva mekanına çekildi.

1904 ‘te Rus-Japon savaşı başladığında er olarak savaşa gönderildi ve 4 yıl boyunca askerde kaldı. Savaşta bir gün vurularak öldü sanıldığı için büyük bir toplu mezarın içine atıldı. Birkaç gün sonra gerçekten ölü olmadığı anlaşılınca toplu mezardan kurtarılıp, Japonya’da hastanede tedavi görmek üzere yaralı olarak geri gönderildi. 1908 yılında Japonya’ya döndüğünde Sawaki, büyük usta Dogen’in “Shobozengo” adlı eserini çalışıp hiç durmadan büyük bir coşkuyla “Zazen”, yani oturarak yapılan ve Zen pratiğinin kalbi olarak anlatılan meditasyon tekniğinde usta olmaya adadı kendini.  1935 ‘te Kodo Sawaki, Kanazawa Üniversitesi’nde Zazen öğretmeye başladı. Ardından geçici olarak en büyük tapınaklardan biri olan Soji-ji tapınağında başkeşiş oldu.

1936 ‘da en büyük öğrencisi olacak olan ve yirminci yüzyıl boyunca Zen öğretisinin en etkili isimlerinden birisi olacak olan Taisen Deshimaru öğrencisi oldu. Deshimaru çok kararlı  bir öğrenciydi ve ölene kadar da ustasın yanından hiç ayrılmadı. İkinci Dünya Savaşı sonrası Sawaki, bütün öğretisini Japonya’nın tamamına yaydı. En uzak köylerden büyük üniversitelere, hapishanelere kadar birçok yere gönüllü gidip herkese Zen öğretmek için uğraştı.

Çok huzurlu ve hassas bir meditasyon inziva cinsi olan Sesshin’i de öğretmek için büyük bir çaba gösterdi. Bunu yaparken kimseye öğretmek konusunda bir eleştiri veya ayrımı hiçbir şekilde yapmadan, herkese eşit miktarda ilgi göstererek Zen öğretisinin içinde yatan eşitlik ilkelerini herkese örnek olacak şekilde verdi. Son derece alışıldık olan her manastırda kalıp öğretiler verip veya bir süre orada meditasyon yapmak yerine sürekli tek başına dolaşıp, her yerde öğretide bulunduğu için kısa zamanda “Evsiz Kodo” diye bir takma ad aldı. Birçok Zen ustası gibi manastırlarda kalıp oradaki toplulukların sorumluluklarını alıp, onlara büyük şeyler öğretmek yerine bütün hayatı boyunca gezip herkese bunu öğretebilmek için insanlara ulaşmayı ve hiçbir manastırda kalmamayı seçtiği için kendini “yürüyen manastır” olarak niteledi. Zen’e yeni bir hayat ve artık tükenmekte olan bir akıma taze bir nefes getirdi. Tapınaklarda öğretilen son derece katı kuralları olan bir öğreti olmaktan çıkardı. Onu dinamik hale getirdi ve her yere götürülebilir bir inanç olduğunu kanıtladı. 1965 ‘te ölmeden hemen önce en büyük öğrencisi olan Deshimaru’ya Avrupa’ya gidip Zen öğretmesi için özellikle ricada bulundu. Bütün uzak doğuda çok saygı gören ve Japonya’da hayatı boyunca sadelik, özgürlük ve yaşama bilge yaklaşımıyla  tek başına büyük bir lider olarak hayran olunan bir figürdü.

Peki… sizin hayatınızın tutkusu nedir?

Esin Batal

İletişim, danışmanlık ve destek için: [email protected]

 Aşağıdaki formu doldurarak ta benimle iletişime geçebilirsiniz 🙂