Tatilden bizimle dönenler

Yaz geldi, sezon açıldı derken tatil bitiyor… Bronz tenleri ile etrafını kıskandıranlar, lezet duraklarının tatlarını unutmayanlar…Kısacası hepimiz güzel zamanlardan dinlenmiş, doygun, mutlu, huzurlu, şefkat dolu, tatlı kıskançlıklar ve hiç bitmesin dilekleri ile dönüyoruz. Kimi zaman bizi şaşırtan bir sürpriz bize eşlik eder. Dönüş anı geldiğinde tatilden geri getirdiğimiz beklenmedik bir misafir: Ağrılar.

Tanıklık ettiğim, destek olduğum, araştırdığım ve uygulayıcı olarak katıldığım Kuantum Dokunuş deneyimlerimden, bizimle konuşan bu ağrı dilinin gerçekten söylemek istediklerini biraz açıklamak istiyorum. Böylece tatilden dönerken geri getirdiğimiz gereksiz eklentilerden nasıl arınabileceğimizi beraber keşfetmiş olacağız. Bu deneyimlerin özellikle uygularken bana en çok öğrettiği nokta, onları dinledikçe herkesin içinde olan ve şifalanmaya doğru adım atmak isteyen bedenlerin ne derece kolay ve başarılı bir biçimde mutlu olabileceklerini görmek oldu. Şimdi bu kolay ve mutlu yola beraber adım atalım.

Vücudumuzdaki birçok ağrıyı yabancı maddelere ihtiyaç duymadan çözümleyebiliriz. Ülkemizde de yaygınlaşan Kuantum Dokunuş (Quantum Touch) teknikleri bu konudaki rehberimiz olabilir.

Kuantum Dokunuş ile beden frekansımız yükselerek olması gereken doğal ve enerjik titreşimine gelir. Bütün canlılar yüksek frekanslara çekim yaşarlar. Onun seviyesine çıkıp orada onun gibi olmanın verdiği sağlıklılık ve iç mutluluğa kolayca alışırlar. Alıştıkça çekimleri de artar. Kuantum Dokunuş ile her canlının bunu en çok istediği yere, Deepak Chopra’nın da belirttiği hücrelerin, dokuların, organların ve sistemlerinde altında madde ile zihnin kesiştiği yere ulaşarak bu güzel hali, çekimi ve frekansı hatırlatırız.

Ağrılar, bu yüksek frekansa ulaşırken geride unuttuğumuz eşyaları bulmak için eve dönüp bakmak gibi iş görürler. Eşyaları unuttuğumuz yere bakarken, orada olduğunu unuttuğumuz diğer enerjileri de fark ederiz. Ağrıların gerçek sebepleri orada olduğunu unuttuğumuz bu enerjilerdir. Farkına vardıkça bedenimiz düşük frekansları bırakıp daha yükseklerine çıkmaya istek duyar ve biz de bir daha duymamak üzere ağrılarımızı geride bırakırız.

Ağrı, tıbbi anlamından da öte aslında bizimle konuşmaya çalışan bir bedenin dilidir. Bir bölgemiz ağrımaya başladığında bizlere bir mesaj verir ve gelecek için de uyarıda bulunur. Bütün ağrılar bir konuşma, seslenme ve yol göstermedir. Ağrıyan her bölgenin ağrıma sebebi farklıdır. Kökeninde yaptığımız ve hissettiklerimizle ilgili mesaj verirken elbette ki bir daha bunun olmasını istemiyorsak ne yapmamız gerektiğini de anlatır.

Baş ağrısı, aslında hayat ile en çok teması sağladığımız ve fazla bilgi yüklemesi ile karşı karşıya kaldığımızda beynimiz başta olmak üzere; içimizin bir tepki ile karşılık vermesidir. Aşırı yüklenmeler baş ağrısından migerene, menenjite kadar giden birçok tepki verebilir. Hayatımızı sadeleştirmekse bu aşamada en önemli mesajdır.

En önemli ve neredeyse tek görevi başımızı dik tutmak olan boynumuz. Hayatımızdaki gerçekler ve idealler arasında bir çekişmeye sahne olduğumuzda boynumuz kemiklerin uyumlu yerleşmemesi gibi bir tepki verebilir. Buradaki püf nokta düşüncelerle olgular arasındaki boşlukları kapatarak gerçeğimizi ideale yaklaştırmak adına adım atmamızdır. Ne yaparsak yapalım çatışmayı hayatımızdan çıkarmamız önemli bir çözümdür.

Hayatımızdaki tek gerçek ağır yük taşıyabilecek bölgemiz olan omuzlar ise aslında nadiren zorlanır. Zorlandıklarında ise dikkat etmemiz gereken nokta, üzerimizdeki yüklerden kurtulmamızdır. Bütünsel iyileşme açısından özellikle hayat sorumluluklarının kontrolsüz hale gelmesi omuz ve bölgesi ağrılarının ilk sebebidir. Omuz ağrılarımız olduğunda göğüslemek zorunda olduğumuz yükleri neden göğüslememiz gerektiğine bakmalı ve kendimizi inandırdığımız yanılsatıcı görüşlerden arınmamız büyük ve sağlıklı bir adımdır.

Yiyeceklerimiz için olan iştahımız gibi başarı için olan iştahımız yani hırslarımız bizim için çok önemlidir. Nasıl ki yiyeceklerimizi değiştirdiğimiz de karnımız ağrır, hırslarımızı ve amaçlarımızı değiştirdiğimizde de karnımız bir ağrı ile bizimle konuşur. Bu ağrı geldiğinde, mutlu olma yollarımızı sorgulayıp yeni bir başarı tanımı bulmamız bizim için şifalandırıcı etkide olacaktır. Basit adımlarla yeniden, adım adım mutluluk ve başarıyı hissetmek bize güzellikler getirecektir.

Hayat ritmimizin aynaları kalçalarımız… Ne kadar hızla yürürüz, ne kadar hızlı koşarız, olaylara ne kadar hızlı dalarız ve çıkarız. Bu bölgelerimiz ağrıdığında, hayatımızda bazı ritimler ve hızlar değişiyordur; alışık olmadığımız bir hız veya yepyeni bir hayat adımı geliyor ya da gidiyor olabilir. Bu durumlarda, hayat hızımızı, günlük, haftalık programımızı daha duyarlı olacak şekilde düzenlemeliyiz. Bunu yaptığımız anda kalçalarımız kendi mutlu ritimlerine döneceklerdir.

Hayatta büyük anlarda kimi zaman işimize kimi zaman da görevlerimize diz çökmemiz gereken anların bazılarında dizlerimiz bizlerle bazı ağrılarla karşılık verebilir. Böyle ağrıları hissettiğimizde, içimizden geçenden farklı bir şeyleri yapmak zorunda hissettiğimiz için en iyi çözüm içimizden geçeni bütünüyle ve açıklıkla ifade etmemizdir. Bu açık ifadelerle sağlığımızın yanında iç rahatlığımızı da kazanırız.

Ellerimiz ruh, beden ve zihin kesişiminde hayat mesleğimizdir. Hayatı onlarla yaşar, yapar, üretir, hisseder ve düzenleriz. Ellerimizin sağlığı ile olur gerek ilişkimizin, gerekse kariyerimizin kuvveti. Eğer el ve parmak ağrılarımız varsa, yanlış iş ile uğraştığımızı düşünebiliriz. Kendimizi bu hayatta yanlış uğraşlar ile temsil etmeye çalışıyoruz da diyebiliriz.

Doğa ile en çok temas ettiğimiz yüzeyler olan ayak tabanlarımız, bedenimizin ve ruhumuzun en çok doğallığı arzulamasını anlatır. İçimizin ve bedenimizin bu tür ağrılar karşısındaki mesajı, beni biraz doğa ile baş başa bıraksana olur. Doğa ile temas kurmanın yeni yollarını arayabilir, bisikletten, yüzmeye kadar birçok rahatlama yolunu deneyebilirsiniz.

Ağrılarımızın tatilde olması ile geçmesini beklemek gördüğünüz gibi pek kolay değil çünkü düşüncelerimiz ve ruhumuzun içinde birçok nokta bizimle beraber her yere geliyor. İçimizdekiler bizimle konuşuyor ve bu konuşmalar bize hayatımızla ilgili bir çok önemli mesajı veriyorlar.

Hepimize en güzel mesajları diliyor ve mutlu bir beden ve ruh için en içten gelen sesleri açıklıkla dinlemeyi öneriyorum.

Esin Batal

(Moonlife_Eylül_2015 yayınlanmıştır)

ENSON EYLÜL1-111 esin ENSON EYLÜL1-110 esin