Sezgilerimizi Nasıl Duyuyoruz? Hayati İpuçları!

Sezgilerime güveniyor muyum?

Onları dinliyor muyum?

Ya da büyük bir hata mı yapıyorum?

Birçoğumuz için çok önemli bir sorular bunlar. İster son zamanlarda, isterse de kendimizi bildik bileli olsun.

Sezgilerimizin çok önde ve yüksek sesli olduğu dönemlerdeyiz. Bilimsel cevapla mutlu olanlarımız için, dünyanın ve güneş lekelerinin patlamaları sonucu oluşan manyetik alanların insan kalp beyin frekanslarına son derece özel bir etkide bulunduğu bir dönemdeyiz. Böyle ölçümlerin dünyanın jeolojik radyasyonuna bakarak daha önce sadece iki kere olduğunu biliyoruz. Araştırmak isteyenlerimiz için nötrino cinslerindeki değişim bunu bize anlatıyor. Spiritüel cevaplarla mutlu olanlarımız içinse, yüksek titreşimli bir değişim dönemdeyiz. Bu dönemin de kendi içinde parçaları var ve bu seferki parçası sezgilerimizin aktif olduğu bir aralık. Çeşitli konularda çeşitli sezgi tipleri var ve her gün bazıları öne çıkıyor bazıları da biz farkına varsak da varmasak da aldığımız kararlara etki edip geri yerlerine çekiliyorlar. …

Sezgilerimiz, sağ beynin bütün beden ve enerjilerle yaptığı önemli bir harekettir. Buna daha önceki yazılarımda değinmiştim. Hayatımızdaki kritik yerine değinmeye bir örnekle başlayalım. Aşağıdaki örnek dünyaca ünlü bir uzmanın hayatından. Bunlar onun paylaşımları. Elbette hepimizin birbirimize ihtiyacı ve desteğe ihtiyacı var. Kendisinin, bir diğer uzmana danışan olduğunda anlattıklarından bir yer seçtim. Ancak hem adı hem de olayların içindekilerin özel hayat ve reklam değeri sebebiyle hepsini sizlere değiştirerek aktarıyorum.

…Sezgilerim mi? Onlar doğruyu mu söylüyor? Yoksa büyük bir hata mı yapıyorum?

Bu sorular beni bir süredir yiyip bitiriyordu.
On beş yıl önceydi, okuldan yeni mezun olalı birkaç yıl olmuştu ve başarılı bir internet işi yürütüyordum. Manhattan’da büyük bir eve taşınmıştım. Bekârlık sarayımdı. Şehrin merkezinde de çok iyi bir ofisim vardı. Her şey harika gidiyordu değil mi? Ya da …

İşlerim tutmuş ve iyiydi. Müşterilerim işlerime bayılıyorlardı. Derinlere bakınca, huzursuzdum. Oturmayan şeyler vardı. İyi uyuyamıyordum ve Sağlığım ve ilişkilerim sorunluydu.
Gündüz ve geceler boyunca hatta hafta sonları da hoşuma giden işi yapıyordum. Yine de doğru olmayan bir şey vardı. Hissediyordum.

“Bu başarı” harika hissettiriyor olmalıydı. Ama öyle değildi. Haftalar aylara döndükçe daha da kötü olmaya başladı.

Sonunda, kendime itiraf ettim ki, başarım sezgilerimi dinlemekle olmamıştı. Aslına bakarsak, fırsatların ortasına düşüp, hiç kendime sormadan atlayıp kabul etmiştim. Bu olanların ortasında olmayı istiyor muydum bilmiyordum bile. Böyle işler yapmak ruhuma hitap ediyor muydu?

Yalan söylemek istemiyorum elbette. “İşte bu” anı çok zor oldu. Çok riskli hatta aptalca sayılacak değişimler yapmam gerektiğini gördüm.
Sonunda zor olan yetti. Yetti ve bitmeliydi. Bir gün, çok lüks ve rahatlıklarla dolu ofisimden en cebi dolu (ve hayatımı zehirleyen) müşterilerimden biriyle aynı anda çıkarak bilinmeyene doğru yola çıktım. Özgürleşmiş hissediyordum ancak yalnızca birazcık. Çoğunlukla korkuyordum. Bütün hayatım paramparça olacak gibi gözüküyordu. En kötüsü de, bir parçam kendime güvenmiyordu sanki. Daha önce böyle bir seçim yapıp bu yola sapmış olsaydım yine doğru olur muydu?

Altlarda bir yerde, itiraf etmek istemediğim şeyler vardı: Hayatım kalbim ve sezgilerimle aynı yönde gitmiyordu. Bu sesi dinlemek yerine, hayattaki başarımın içimdeki gerçeği yansıtıyormuş gibi yapıyordum.

Hayatta bugün olduğum yer ve yaptığım seçim arasında çok şey oldu, çok şey yaşadım. Bu başka bir hikaye. Ancak 18 yılı hızlıca ileri sarınca, hayatımın çok farklı gözüktüğünü söyleyebilirim. Her zamankinden daha başarılıyım ve bu seferkinin sezgilerimi dinlemektendi. Şu anda günlerimi insanların hayatını değiştiren bir işle geçiriyorum. Bana inanılmaz güzel hissettiriyor ve bu doyumu bütün hayatıma yansıtabiliyorum.

Bütün bu yıllara baktığımda her yönde gelen ve benimle konuşan o sesleri dinlemenin ne kadar doğru ve ilk yapmam gereken şey olduğunu görüyorum…

Bu hikaye hepimizin hayatında var. Yalnızca, bunu okuduğumuz kitabı ya da kağıtları bizim yazdığımızın farkına varacak kadar çık olmamız yeterli. Hepimiz bir noktada o ofisten çıkıp bilinmeyene yürüyoruz. Yine yalnızca bunu yaptığımızı itiraf etmeye ihtiyacımız var.

Sezgilerimiz, iç seslerimizdir. Anladığımız, yalnızca bizim bildiğimiz bir dilde, bize özel konuşan bir sestir. Çünkü o biziz. Bu yüzden bu kadar bize özel bir dili biliyor ve yalnızca bizimle konuşuyor. Konuşurken de yine bazı sinyaller ve belirtiler veriyor. Hepimizin, bize özel bu sesleri kullanma yeteneği var. Onlarla ilgilenip bunu beceriye dönüştürebilecek kapasite ve yeterliliğimiz de bulunuyor. Unutmayalım ki, sezgilerimiz oradalarsa bunun bir sebebi var.
Sezgilerimizi en verimli ve net hale getirmenin yolu, bütün dünyadaki öğretilerde ortak olarak kabul edilen bir yönteme dayanıyor, sezgisel meditasyon. Bu başka bir yazını konusu olsun. Şimdi, sezgilerimizin bizimle konuştuğunu gösteren ve bazı önemli etkileri bize anlatan ipuçlarına gelelim. Bunları fark ediyorsanız harekete geçin. Eğer bu adımları atmak için desteğe ihtiyacınız varsa bir an bile beklememeniz için herkesi cesaretlendirmek isterim.

1 – Bağırsaklarınız ve mideni çığlıklar atıyor!
Yıllar içinde karşılaştığım, mide ve bağırsak kasılmaları ve rahatsızlıkları olan insanların hepsinde bu ortak belirti vardı. Sezgisel pürüzler, bastırmalar veya dinlememeler. Hepimizin biyolojik yapısı gereği bu etkiyi yaşıyoruz. Çok net biçimde görebiliriz ki, bedenimiz mucizevi alarm mekanizmaları ile dolu. Mucize gibi diyorum çünkü kendi kendine şifa vermek ve her şeyin farkına varabilme yetileri ve yetenekleri ile geliyoruz bu dünyaya. Ne zaman böyle hislerimiz olsa bilelim ki, sezgilerimiz bize çığlık atarak sesleniyor. Belirgince bizimle konuşuyor.

Çok basitçe bir şekilde kendimizle konuşarak bu sürece adım atabiliriz. Sezgilerim bana söylemeye çalışıyor? Diye sorarak başlayabiliriz böyle anlarda.

2 – Her şey harika rolünü oynuyoruz!
Bu rol konusunda hepimizin sahne tecrübesi vardır. En sevdiğimiz ve uğrunda çok emekler verdiğimiz bir rol. Biri bize nasıl gidiyor diye sorar ve ardından en yapay mutlu yüzümüzle cevaplarız. Harika gidiyor diye cevaplarız. Bir de bu da yetmez deyip ekleriz, işler yoğunlaştı ama olsun değiyor. Büyük bir yutkunma gelir bu sözlerle. Midemiz kasılır yine. Sezgilerimize karşı kullandığımız bir davranıştır bu örnek. Böyle davranışları yapıyorsak, kayıp bir ses vardır. Onu bulduğumuzda, daha doğru bir cevap ve ondan başlayan hayatı da bulabiliriz.
Hayatım hakkında şu anda gerçekten ne hissediyorum? Diye kendimize sorarak bu kayıp sesleri aramaya başlayabiliriz.

3 – Uyku ve sağlınız kayba uğramaya başlıyor ancak yapmamız gerektiğini bildiğimiz değişimler için motivasyon bulamıyoruz!
Sezgilerimizi dinlemeyi erteledikçe, sağlığımız daha da olumsuz etkileniyor olacak. Kilo alıyor, uykusuz kalıyor ve enerjimizi kaybediyor olacağız. Kendimizi kötü hissedip, tam da bu sıralar yapmak konusunda ihtiyaç hissettiğimiz değişiklikler için motivasyon bulamıyor hissedebiliriz. Bir kere sezgilerimizi dinlemeye başladıktan sonra, bu değişiklikler hızlıca hayatımıza gelmeye başlayacaktır. Çünkü emin olmak ve güvende hissetmek bize hızlı hareket etme yeteneğini veriyor olacak. Nefes alma ve iyi hissetme kalitemiz yükseliyor olacak.
Hayatımızın bir alanını seçip oradaki dirençlerimizi çalışmaya başlayabiliriz.

4 – Hayatımız yoldan çıkmışçasına dengesiz hissettirebilir!
Hayatınızın bir yanı güzel bir seyir halindeyken kalanı sürekli balon gibi patlıyor ya da sönüyor olabilir. Böyle zamanlarda hayatınızın sezgilerinizin yönünden tamamen başka yöne bakıyor demektir. Hem önemli hem de özen gösterilmesi şart zamanlardır bizim için.
Hayatımın nasıl hissettirmesini istiyorum? Sorusu ile kendimize yardımcı olabiliriz. Bu sırada özel olarak beliren olumsuz hisleri göz ardı etmeyip, onlar için de destek almaya ve onlarla çalışmaya da açık olmalıyız.

5 – Yakın çevreniz için uzak insan olmaya başlamış olabilirsiniz!
Eğer değerlerimizle aynı odak noktalarına önem veren bir grupta değilsek, eninde sonunda garip biri denmeye adayızdır. Bu kaçınılmazdır. Sıklıkla, yanlış kişilerle aynı yeri paylaştığımız sezgimizi dinlemezsek, kendi davranışlarımızı isteğimiz dışında değiştirerek adapte olmaya deneriz. Sadece davranışlarımız değil, görünüşümüzü ve düşüncelerimizi hatta duygularımızı da değiştirmeye çalışıyor oluruz. Bu da sonrada tatminsizlik hissimizi artıracaktır.
Özellikle bir grup ya da kişi seçip bu kişilerle beraberken nasıl hissediyorum? Diye sorarak çalışmaya başlayabiliriz.

Sezgilerimizi dinlerken, kendimize karşı nazik ve anlayışlı davranmak çok önemlidir. Onlarla nasıl etkileştiğimizin farkına vardıkça bizim için zor ve zehirleyici (toksik) parçaların hayatımıza ne yaptığını görmeye başlıyor olacağız. Elbette insan kendine karşı nasıl davrandığını gördükçe çok da şaşırabilir. Alıştığımız için duymadığımız ancak hayatımızı derinden yakalamış ve kendi istekleri olmadıkça enerjimizde çalabilen birçok şey keşfediyor olacağız bunları yaparken.

Ani ve çok büyük değişimler yapmak hem her zaman olanaklı olmayabilir hem de hiç te bilgece de olmayabilir. Sezgilerimizin bize gerçekten söyledikleriyle aynı yolu yürüyor olmak hayatımıza çok önemli katkılar veriyor olacaktır. Hepimizi bunu denemeye davet etmek ve bu konuda cesaretlendirmek istiyorum.

İçimiz, dışımız kadar kuvvetli olduğunda gücümüze inanamıyor olacağız.

Sevgi ve ışıkla

  • Esin Batal
  • İletişim, danışmanlık, seans ve destek için: [email protected]
  • M: 0.530.386 44 74

Aşağıdaki formu doldurarak da benimle iletişime geçebilirsiniz ?