Mutlu İkili: Dünyanın ve Bizim Manyetik Alanımızın İlişkisi

Son zamanlarda bilim çalışmaları çok büyük adımlar attı. Bazı deneylerden aldığımız sonuçların, şimdilik nasıl yapsak dediğimiz, hatta bilemediğimiz kadar üst seviyede bilgiler ediniyoruz. Bunların hepsi bize, her yöne bir daha ve bir daha bakmamızı söylüyorlar. Farkındalık ve iç-görü ile yaklaşmanın değerini her yerde görmeye devam ediyoruz.

Bilim dünyası, son zamanlarda bizlerin “İnsanın Aurası” dediği konu üzerine ışıklarını çevirdi ve bazı aydınlatmalarda bulundu. Auranın gerçek olduğunu gösterdi. Bedenlerimiz elektromanyetik alanlar oluşturmakta ve yaymaktadır. Bu alanlar biyoloji ve bütün hayatlarla paylaştığımız, birbirimize bağlılığı anlamaya geldiğinde önemliden de öte roller oynuyorlar.

Örneğin, kalbin bedendeki en büyük elektromanyetik alanı yaydığını biliyor musunuz? Bedendeki organlar tarafından yayılan bütün bu alanlar ve içlerindeki bilgi (ne şiddette, hangi yöne doğru, hangi frekans ve alt frekanslarda gibi…) ne düşündüğümüz, ne hissettiğimiz veya ne sezinlediğimize göre değişebiliyor.

Her hücrenin kendi hafıza kapasitesi vardır. Bedenimizdeki bazı yerler deneyimlediklerini kısa veya uzun süre hatırlamak üzere oradadırlar. Kalbimiz de, beynimize bu kısa veya uzun süreli hafızaları olan hücrelerle –çoğunluğu sinir hücreleri (nöron) olan hücrelerle- sinyal gönderip ne hissettiğimiz veya düşündüğümüze katkıda bulunuyor. Bu sinyal ve kodlardaki duygusal bilgi alanlarımızla yayılarak çevremizdekileri etkiliyor. HeartMath (Türkçeye kalp-matematiği olarak çevrilebilir) enstitüsünden Dr Rollin McCraty bu konuda, Bizler derinden ve temelden birbirimize ve gezegenin kendine bağlıyız diyor.

Gezegenimizin de bir titreşimi var, bir frekansta ona özel bir alan yayıyor. Dünyanın titreşimi dediğimiz aralık aslında çok ilginç bir sonuç veriyor bizlere. Bununla ilgili bir yere bakalım hemen:

Araştırma bulguları, kalp bağdaşımı çalıştıkça ve sevgi ve şefkat yaymaya başladıkça evde, iş yerinde, sınıfta veya bir masada otururken bile sosyal uyum oluşturan ve çevremizle de bağdaşık bir elektromanyetik titreşim ürettiğimizi gösteriyor. Ne kadar çok birey kalp bağdaşımıyla titreşim yayarsa o kadar çok kişi de bu toplam alana kalben bağlanabilmeye başlıyor. Yani teorik olarak, yeteri kadar kişi bireysel ve sosyal bağdaşım üretirse küresel ölçekte gittikçe açılan olumlu, kuvvetli ve bağdaşık bir alana katkıda bulunabiliriz.”(1)

Yukarıdaki alıntı, Quantum Intech firmasının başkanı Dr. Deobarh Rozman’a ait. Her ne kadar ana olarak bize gösterilen bilimin bolca anlatmadığı bir konu da olsa, bilim adına, bu gezegen, güneş sistemi hatta ötesinde yatanlara olan bağlılığımızı artık açıkça görebildiğimizi heyecan verici zamanlarda yaşıyoruz.

O zaman, nedir bağdaşım?

Düzeni ve yapıyı anlatıyor öncelikle. Hangi büyüklükte olursa olsun, ister galaksi boyutunda isterse bir elektron kadar olsun, bütün bu evrenle olan uyum ve onlara göre aldığımız doğrultumuzdur. Uyum içinde olduğumuzda, herkese ve her varlığa en uygun (optimal) olan birliktelik ile bir bağdaşım, onlarla ve kendimiz ile ilgili bir tutarlılık oluşturuyoruz.  Temelde, minnettarlık, sevgi, olumlu yaklaşım ve diğer olumlu duygular yalnızca bizim üzerimizde değil herkesin üstünde etkili olmaya başlıyor. Herkes için bir “ben” varken aynı zamanda “biz” de var. Yaşadığımız bir kendimiz varken yaşadığımız bir biz de var hale geliyor. Elbette ki ben/biz konusuna geldiğimizde bazı noktaların bir seçim olduğunu hatırlatmam gerekiyor. Biz olmayı seçmek için kimi zaman bir bağlantıyı ya da birlikte çalışabileceğimiz birisini seçmemiz gerekebilir. İstediğiniz gibi hareket etmek ya da denemek konusunda herkesi cesaretlendirmek isterim.

Bu konu birçok açıdan kitle meditasyonu etkisi üzerine yapılan çalışmalara benziyor. Bu etkiler konusunda birçok kurum bir takım çalışmalar yapıp yayınladı. Suç oranlarındaki düşüşlerden, boşanma oranlarındaki olumlu değişimlere kadar büyük bir yelpazede sonuçlar elde ediyoruz. Bu konuda herkesin üzerinde uzlaştığı (yani hakemli dergilerin onayını da almış) yayınlarla dolu siteler var.

Bu konuda ortaklaşa çalışan kurumların ve toplulukların bize gösterdikleri önemli sonuçlar vardır. Dünyanın farklı yerlerinde aynı amaç için yapılan meditasyon, odaklı çalışmalar ve dualar gibi gayretler istenen konularda ölçülebilir farklara yol açıyorlar. Örneğin, Harvard üniversitesince yapılan çalışmalarda 1980’lerde İsrail-Lübnan savaşı sırasında Amerika, Kudüs ve (eski) Yugoslavya’da deneyimli gruplarca yapılan barış ve şiddetten uzak durma odaklı meditasyonlarla 27 aylık bir dönemde şiddet seviyelerinde %40, meditasyon gruplarının üçü birden aynı anda aktif iken %80 düşüş sağlandı. Günlük kayıp sayısı 4’te birine indi ve savaş kaynaklı yaralanmalar %70 azaldı. (1)

Bu konudaki bir diğer çalışmada ise, 1993’te Washington’da 2500 kişilik katılımı olan bir meditasyonla suç oranı %25 düşüyor.

Her bir bireyin enerjisi çevremizin toplu alanını etkiliyor. Her bir insanın duygularının ve niyetlerinin ana hatları, alana olan katkısını değiştiriyor. Küresel gerginliği süzmenin ilk adımı, herkesin kendi enerjisinin sorumluluğunu almasında yatıyor. Bunu, her gün alana verdiğimiz duygu, düşünce ve tavırlarımızın daha çok farkında olmamıza yardımda bulunmak üzere kişisel bağdaşım ve titreşimimizi yükselterek yapabiliriz. Her an, kalbimizde enerjimizi isteyerek yönetebileceğimizi seçebiliriz. Bu, küresel bağdaşımı yaratabilecek olan serbest irade veya yerel (bize özel) özgürlüktür. – Dr. Rozman (1)

Bu konu başlığında çalışan büyük bir topluluk var: The Global Coherence Initiativa (GCI) / Küresel Bağdaşım İnisiyatifi. Küresel ölçekte zihniyet değişimi için çalışıyorlar. Öncelikle istekli kişileri çalışmalarına bekliyorlar ve daha derinden ve kalpten gelen sevgiyi, şefkati ve bakımı gezegene vermek istiyorlar. Bilimsel yönde amaçları ise enerjetik olarak birbirimize nasıl ve ne kadar bağlıyız konularında araştırmalar yapmak.

Bu noktada hepimizin yararlanabileceği çok ciddi ve derin hipotezler var:

  • İlki, dünyanın manyetik alanı biyolojiyle ilgili bilgileri yaşayan bütün sistemlere dağıtmaktadır.
  • İkincisi, herkes bu küresel alana etkimektedir. Ne kadar çok kişi kalpten gelen sevgi, takdir, bakım ve şefkat üretirse gezegen çapındaki uyumsuzluk ve bir araya gelmeyen noktalar o kadar dengeye gelmeye başlıyor.

Bunlara hipotez yani kanıtlanmayı bekleyen iddialar adını vermek için geç bile kaldık çünkü bazıları çoktan kanıtlanmaya başladı bile. İngiliz bilim adamlarının dünyanın her yerindeki ağaçların birbiri ile konuştuklarını bulmaları bunun bir kanıtı oluyor. Bazı hayvan topluluklarına aldıkları mesajı yapraklarındaki genetik materyaller ile iletip kimi zaman göç rotalarını farklı bir yerden geçirmeleri konusunda gözlenmiş deneyler bile var.

Dünya ve insanların manyetik alanları birbirini beslemektedirler. Bizim onu etkilediğimiz gibi o da bizi iki ana manyetik alanla etkiliyor: Biri dünyanın çekirdeğinden gelen jeolojik alanı biri de atmosferde iyonosfer ile dünya yüzeyinin arasında kalan alan. Bu alanlar dünyayı zararlı radyasyondan koruyor. Bu alanlar olmasaydı buz asla oluşmazdı. Böylece birbirini destekleyen alanlar olarak hepimize destek veren enerjiler oluşuyor.

Bugünkü dünyamızı düşünelim, uyumsuzluk ve şiddet üreten bir dünyada yaşıyoruz. İçimizden geçen düşünce ve hislerin dünyaya nasıl etki ettiğini hala daha araştırıyor ve buluyoruz. Bu düşünce ve hislerin dünyayı nasıl etkileyeceği kim olduğumuzdan, bundan çok önce yaşayan kişilerin aynı duyguları nasıl ürettiğine kadar değişiyor. O yüzden atalarımızın duygu ve düşüncelerini bile araştırmak çok önemli oluyor.

Dünyanın manyetik alanındaki bütün değişimler bizi etkiliyor: Uyku sağlığımız, zihinsel netlik, enerji artışı ya da düşüşü ve iyi hissetmemiz… Kısaca dünya da olumlu veya olumsuz hissedebiliyor ve biz de bundan doğal olarak etkileniyoruz. Tam tersi, bizler de toplu olarak böyle hisler ürettiğimizde dünya da bunu hissediyor. Bizim beden sistemlerimiz olan sinir, kalp-damar veya solunum sistemimizle sürekli onun manyetik alanı arasında bir ilişki var. Dünya ve iyonosfer 0.01 Hertz’den 300 Hertz’e kadar değişen bir aralıkta titreşimi üretiyor. Bu aralıkta bizim frekansımızla uyumlu olan birçok frekans var. Bunları yakaladığımız anda çok yüksek bir etkinlik gösteriyoruz. Kimi zaman da bu frekansları birlikte üretiyoruz. Böylece dünyada ve bizde aynı anda oldukça olumluluk ve açıklık getiren deneyimler yaşamaya başlıyoruz birlikte.

Bizi etkileyen iki büyük manyetik kaynağın, dünya ve güneş olduğunu biliyoruz. Ancak önemli bir konuya geliyoruz, peki biz onları nasıl etkiliyoruz?

Bizler duygu ve düşünce ürettikçe çeşitli frekanslarda titreşimler yayıyoruz. Böylece dünyanın alanına katkıda bulunuyoruz. Bütün bunları oraya yüklüyoruz. Dünyanın manyetik alanı da dev dalgalarına onu kaptırıp her yere dağıtıyor.

O zaman, ne yapabiliriz?

Bunları artık bildiğimize göre bir daha ki sinirli, üzgün ya da canımız sıkkın olduğunuzda ilk yapmamız gereken kendimize bakmak. Nasıl tepkiler veriyoruz? Bu tepkileri vermek istiyor muyuz? Kimsenin erişemeyeceği kadar yüksek stres eşikleri oluşturmak elbette ki olanaklı. Konuya da seviyesi her ne olursa olsun kişisel gelişim seviyemizi yükseltmekte yarar var. Gelişim konusu, yiyecekler, egzersiz yapmak elektronikler arasında geçen zamanı en aza indirmek, insanlarla zaman geçirmek hayvanlara ve insanlara sevgi göstermek gibi onlarca başlığı içeriyor. Daha az yargılamak ve niyetlerimizin nereden geldiğini araştırmak bize en üst düzeyde yardımcı olacaklardan.

Meditasyon, mindfulness (bilinçli farkındalık) gibi birçok teknik alet çantamızda var aslında. Özetle kendimizle barışık ve huzur içinde olmak hem gezegene hem de kendimize yardım etmek anlamına geliyor. Sürekli kızgın ve olumsuz niyetlerdeysek tam tersini de yapabiliriz. Olumlu olanı seçmek en büyük özgürlüğümüzdür.

Sevgi ve ışıkla

Not: Sıklıkla gelen bilimsel kökenler ve pratiğe döktüğümüz enerji çalışmaları için sizlerle böyle bir yazıyı paylaşmak istedim. Bu tür sorulara tek tek cevap vermek çok uzun zaman alabiliyor. O yüzden buradaki toplu düşünce ve referanslar hepimize yardımcı olabilir.

(1) Howard Martin, Deobarh Rozman, Rollin McCraty, Heart Intelligence: Connecting with the Intuitve Guidance of the Heart adlı kitabından alıntıdır.

  • Esin Batal
  • İletişim, danışmanlık, seans ve destek için:

Aşağıdaki formu doldurarak benimle iletişime geçebilirsiniz ?