Farklı Enerjilerle Yüklü Bir Yer: İngiltere’nin Güneyi

Bulunduğunuz ortamda yalnız olmadığınız hissine kapıldınız mı?

Adım attığımız anda, bizlere farklı hissettiren yerlere mutlaka gitmişizdir. Dünya, birbirinden binlerce kilometre uzakta olsalar da, aynı özellikleri ve tasarım detaylarını taşıyan, kutsal özelliklerle ve güçlerle dolu özel mekanlarla doludur. En eski devirlerden beri toprakla yoğun ilişki içinde bulunan yetenekli insanlar, bahsettiğim özellikleri taşıyan birçok toprak bölgesi ve katman bulmuşlar. Buldukları bu bölgelerde piramitler, dikili taşlar ve tapınak merkezleri kurulmuş. Kimisi de bu tür yapıları kendileri kurdular. Dünyanın yaşayan enerjisi ile yüklü bu mekanlar hala daha nesilleri etkileyen, “zamansız” denilen özelliklere sahiptir. Şimdi sizi yakınımızda, İngiltere’nin güneyindeki üç farklı enerjiyi bize anlatan ve açan mekana götürmek istiyorum. Hepimiz buralardaki etkilerden kendimize bir takım şeyler, dikkatimizi çeken noktalar çıkarıyor olacağız inanıyorum ki.

Avebury alanının havadan.İngiltere’nin güney bölgesinde bulunan Avebury dikili taşları(A), dünyaca ünlü ve her yerde duyduğumuz Stone Henge’i cüce gibi bir duruma düşüren ve inanılmaz enerjisinin tüm dünyadan kitleleri çektiği bir alandır. Sekiz yüz (800) dev boyutlu taşın olduğu, dört bin beş yüzden fazla yıl (4500+) önce yapımı başlayan ve altı yüz yıl (600) boyunca da değişiklikler ile süren bir enerji merkezidir. İngiltere’deki en karmaşık, eski ve mistik merkezlerden biridir.

William Stukeley’nin Yılan Tapınağı:

Aslen bir zamanlar tebeşir beyazı olan dev boyutta, yüzün üzerinde (100+) taştan oluşan bir dairesel dikili taş çemberinin içinde 27-30 taştan oluşan iki tane iç dikili taş çemberinin meydana getirdiği oluşumdur. 18.yy’da Antikacı William Stukeley, yılanımsı bir dolambaç şeklinde eskizlediği alanın çizimi(B) William Stukeley'nin 1724'te Avebury bölgesine ait yaptığı el çizimi. ile bu adı aldı. Yılanın başı, Overton tepesindeki neredeyse iç içe gözüken iki dikili taş dairesinden oluşuyordu. Bugün bu yapılardan üzüntü verici şekilde hiçbir kalmadı. Yılanın bedeni ve boyun kısmı 30’larda arkeolojik çalışmalarla geri kazanıldı. Kilometrelerce uzunlukta giden dikili taşlar ve gövdenin orta yerinde Avebury dikili taş daireleri vardı. Kuyruğunu oluşturan yol ise zamanla kaybolmuştu. Stukeley, 1724’te bu kompleksi gözlemlemişti.

Bu tür özel alanlar, dikili taşlar yolu ile onları tanımamıza yol açan işaretlemelerle doludur. Her biri toprağın ve dünyanın özel bir enerjisi ile ezoterik merkez noktalarını bu tür oluşumlarla belirgin hale getirirler.

Schumann rezonansı :

Birçok enerji çalışmasında da anlatıldığı gibi, iki tip su vardır. İlki gökyüzünden çıkan, dünya kabuğundaki su boşluklarını dolduran ve alışık olduğumuz yağmur sularıdır. İkincisi, temel, ilk veya yin su olarak bilinen sudur. Bu su, dünyanın en derinlerinde yapılıyor diyebiliriz. Bu yüzden de bildiğimi gökten düşen yani yağmur suyundan bağımsızdır. Bu tür suların çıktığı her yer dünya üzerindeki kutsal çeşmeler olarak beliriyor. İkisini ayırmanın yolu yüzeylerinde oluşan dokuların farklarını bulmaktır.

Yang yani yağmursuyu enerjisi, 3 parçalı bir enerji yaymaktadır ve bu enerjilerle uzun temas bizi hasta bile edebilir. Yin suları ile olan temasımız ise hayatımız uzatır ve şifa etkisi büyüktür. Önemli ve güçle dolu kent ve merkezlerin hepsi bu tür, yin su merkezlerinin yakınında veya üstündedir.

Bu kuvvetli dünya enerjisi, iç içe geçmiş 7 halkadan oluşan, geospiral denen bir yapı oluşturuyor. Avebury’de ise bütün alanın, yapılan ölçümlerde Schumann rezonansı dediğimiz bir aralığa denk gelen titreşimle dolu olduğu bulundu. Toprağın bu özel titreşimi, beynin alfa titreşimleri ile uyumlu olması için beden titreşimlerimizi etkiliyor. Schumann rezonansı insanın topraklanması ve arınması içinde özel bir titreşimdir.

Bir dikili taşın üzerine, sembolik olarak yer altında 2 çakrası yer üstünde de 5 çakrası varmış gibi oturtulmuş resim. Böyle alanlarda gördüğümüz bu işaretleme yani taşlarla düzenlemiş yapılar, geospiral’in enerjisini manyetik şeritler halinde üzerlerinde tutmaya başlarlar. Aslında görevleri de budur. Bu enerjinin algılanmasına yardımcı olan bir davranışları vardır. Avebury’deki dikili taşları, spiralin halkalarına ait olan 7 enerji bandı içeriyorlar: İkisi toprağın altında, beşi toprağın üzerinde. Bu yedi mayetik bant, yedi çakraya (C) denk geliyor. Kök ve sakral (ikinci) çakra toprağın altında duruyor. Diğer beş enerji halkasını yukarı doğru yönleniyor gibi gözünüzün önüne getirirseniz bu alandaki enerji dinamiğini kolayca anlayabiliriz.

Bu taşlar dünya enerjisini alıp içlerindeki küpsü iskelet halindeki bir kristal yapı ile havaya yönlendirmektedirler. Bu yapı günümüzdeki yarı-iletken mikroçiplerle aynı yapıdır. Bilim adamları, bu yapıyı alıp günlük hayatımıza uyarladıkları günlerden beri teknolojik hayatımızda devrim gibi cihazlarla karşılaştık. Taşlar, mikroçipten çok makroçip, çok büyük boyutlu çipler gibidirler. Her enerji bandının özel görevleri var: Örneğin iki numaralı bant diğer taşların içine etkiyen bir enerji ağı kurarken, dört numaralı bant çok uzaklara enerji izi gönderebilmektedir. Hatta bazı frekanslarda bu dev taşları hareket ettirmek için daha ağır ve hafif hissetmeye dayalı manyetik hareket olanakları doğmaktadır (günümüzde çok yüksek hızlı trenlerin adını aldıkları “maglev” hareketleri de bunun bir örneğidir).

Bunu enerjilerin taşların üzerindeki yeri ve etkisi birçok bilim adamı tarafından değişik yıllarda tekrarlanarak test edilmiş ve araştırmalara konu olmuştur. Kısaca artık dikili taşların enerjik özellikleri tescilli bile diyebiliyoruz.

Böyle yerlerde bütün dünyada alçak ve yüksek çeşitli yüksekliklerde birçok kişi taşlara ya da mekana, alana ait sesler duyabiliyor. Bu tür deneyimlerde enerjimizin dünyanın enerjisiyle bağ geliştirildiğini görebilirsiniz. Dikili taş çemberlerinin içine girdiğinizde bu enerjilerle yıkandığımızı hatırlayalım. Küçük ve belirli frekanslardaki manyetik enerji bütünüyle şifalı sayılmaktadır. Günümüzde birçok bilim adamı Avebury’deki enerji miktarlarının şifa verici ve bedensel olarak yenileyici etkisi olduğunu da kabul ediyor.

Lung Mei (Ejderha nefesi) :

Dünyada büyük coğrafyalardan geçen enerji akımları vardır. Bu akım hatlarına genel olarak “ley” ya da Çinlilerin “Lung Mei” adını verdikleri ejderha nefesi (nefes yolu gibi) adlar verilmekte. Hatta bazıları önemli astronomik olayların gerçekleştikleri hatlardır. Hat boyunca bir enerji yayarlar. Örneğin yaz dönencesinin dünya üstündeki eksen yeri gibi. Bazı hatlar ise yalnızca büyük enerji geçişlerinin olduğu yerlerdeki toprağa yansımalardır. Böyle bir enerji hattının örneği, ley’in yeri, ise İngiltere’nin güneyini olduğu gibi hafif çapraz biçimde geçen ve 450 kilometreden fazla uzunlukta olan bir hatta bulunmaktadır. Avebury ise, bu hattın merkezinde bulunuyor. Bu hat iki özel enerjiye ev sahipliği yapıyor. Biri dişil biri de eril enerjiler. 80’li yıllarda Bu enerjileri Mary ve Michael diye isim verilmişti. İlgi çekici olan nokta ise; bu enerji akımının olduğu hattaki bütün dini ve mistik yapıların, enerji hattına uyumlu doğrultularda yapılmış olması.

Ejderha Tepesi: 

Avebury’den 24 kilometre kadar uzakta ise ikinci bir enerji ve alan bulunuyor. Dört bin yıl (4000) önce büyük bir atUffington bölgesi figürünün(D), tebeşirli yapısı olan bir tepeye kazınarak çizilmesinden oluşuyor. Bazılarına göre bu bir at, bazılarına göre ise bir ejderhadır. Yalnızca havadan tam şeklinin anlaşılması ise onu daha da büyük bir mistik öğe haline getiriyor.

365 ayak (111,25 metre) uzunluğunda olması birçok kişinin bir güneş yılın günlerini anlattığını söylemesini destekliyor. Hemen yanında da çok kuvvetli bir toprak enerjisi olayı gözlenmektedir. Uffington kompleksi adı verilen bu yer resminin çevresinde, Ejderha tepesi denen bir yer var ve üzerinde zamanında St.John anlatısında geçen ejderhanın öldürülme sahnesi gerçekleştiği söyleniyor. Ejderhanın kanının damlasının düştüğü yerde ise hiçbir çimen veya bitki yetişmiyor. Bu olayın enerjiler açısında kuvvetli bir biçimde hayat enerjilerine bir yön verdiği, buradan dağılmak ve başlamak üzere bir sıfır noktası çizdiği apaçık. Zaten hemen çevresinde bir erkek ve bir kadın enerjisi ile bütünleşen büyük bir doğum enerji hattı bulunuyor. Erkek ve kadın enerjileri toprak enerjisi açısından çok önemlidir. Tam burada da erkek ve kadın enerjisi birbirine karıştığı, bu yüzdende hermafrodit bir enerji ile denge ve uyum sinyallerini her yöne yayıyor. Bu tür enerjileri bulabildiğimiz her yerde sakinleştirici, rahatlatıcı ve şifa verici etkiler yaşıyoruz.

Coğrafya, dünya enerjisinin içinde şekillendiği bir oluşumdur. Antik Çin’de, bütün yerleşim yerleri bu tür enerji hatlarının etkisinden yararlanmak için özel olarak şekillendirildi. Doğanın içine ve üzerine yerleşmemize göre varlığımız, tanımlayan, artıran, azaltan, dağıtan veya yücelten gibi birçok etkiyi yaşayabiliyoruz.

Wayland Smithy Long Barrow :

Wayland Smithy Long Barrow Aynı alanın yine çevresinde bulunan bir diğer nokta da, Wayland Smithy Long Barrow (E) olarak anılan gömülü yapıdır. Böyle yapılar toprağa yakın olmak, onun enerjisini odaklamak, hissetmek, paylaşmak, enerji ile dolmak, özel yönlendirmeler yapabilmek ve toprağın enerjisini anlayıp onun dilinde ustalaşmak için yapılıyordu.

Eski insanlar için dünya, her şeyi annesi ve kutsal konumunda idi. Dünyanın içinde “ruh malzemesi (ya da isterseniz maddesi)” yatıyordu ve doğumda oradan gelip hayat veriyor, ölümde de geri dönüyordu. Eski zaman inanışlarında dünyanın sonsuz hayatın ruhunda bir başlangıç olması düşüncesi olması için çok sebep vardı. Amerikan Kızılderililerinden, Avustralya Aborjinlerine kadar çok birçok kültür, dünyanın hayat enerjisini biliyordu. Bunu bilen kültürler dünya ile ilgili, toprakla ilgili enerji çalışmaları oluşturdular.

Bugün bu çalışmaların “yeniden” farkına varıyor ve bize getirebilecekleri için toprakla yeniden iç içe geçmiş enerji tekniklerini kendimize döndürüyoruz. Dünyanın bütün enerjisi ile uyumlu ve eş titreşimli yüksek bilinçli bir hayat için hayatımızı şekillendirmeye ilerliyoruz.

Aktardığım enerjiler, cinsleri, etkileri ve onları anlama biçimleri inanıyorum ki hepimize bir kaktı sağlayacaktır. Birçok enerjinin içinde, diğerinden daha önemli diye bir ayrım yapmadan, toprak enerjisi ile bu yoğun temasımızın hepimize sevgi ve ışık getirmesi dileklerimle.

  • Esin Batal
  • İletişim, danışmanlık, seans ve destek için:

Aşağıdaki formu doldurarak benimle iletişime geçebilirsiniz ?

Kaynak:

  • Resim A: http://www.english-heritage.org.uk/  Avebury alanının havadan fotoğrafı.
  • Resim B: William Stukeley’nin 1724’te Avebury bölgesine ait yaptığı el çizimi.
  • Resim C: www.thiswasleicestershire.co.uk  Bir dikili taşın üzerine, sembolik olarak yer altında 2 çakrası yer üstünde de 5 çakrası varmış gibi oturtulmuş  resim.
  • Resim D: https://www.nationaltrust.org.uk/white-horse-hill  Uffington bölgesinin çevresindeki (baş bölgesindeki birkaç kişi ile olan) havadan fotoğrafı. 100 metreden daha uzun olduğu için bu tip bir fotoğraftan daha kolay ve doğru algılıyoruz.
  • Resim E: http://www.english-heritage.org.uk/ Wayland Smithy Long Barrow adlı, yer altına bir miktar gömülü olan ve arkaya doğru uzun olan anıtsal yapı.