Detox’a Hoş Geldik: Bölüm 1

Kış detoksu, yani mevsimsel detoks zamanının yakınlaştığı Aralık ayında, sizlerle, bu konuyu iyice ve detaylıca paylaşmak istediğim iki aşamalı yazımın ilkiyle buradayım. Birkaç gün içinde ikinci bölümünü de okuyabilirsiniz. İkisi beraber inanıyorum ki çok yararlı olacaktır.

Toksinler (zehirler), kesinlikle kulaklarımızda zil çaldıran bir sözcük. Ancak pazar kontrolüne yönelik bir uydurma değil, bütünüyle gerçek ve hakkında öğrendiklerimiz büyüdükçe bize önemli farkındalıklar verecek bir sözcük.

Neden, açıklanamayan açlık krizleri geçiriyoruz? Neden erimeyen yağlarımız, eklem ağrılarımız, uyku düzensizliklerimiz, yorgunluğumuz, baş ağrılarımız, karanlık cilt lekeleri, kötü nefes, bitmeyen gaz, açıklayamadığımız gerginlikler, sinüs tıkanıklıkları, ani ve çok susuzluklar, hatta egzama ve geçmeyen soğuk algınlıklarımız var?

Bunlar ve daha birçok diğer harika bedensel hisler, sinyallerdir. Bu sinyaller bizlere, bedenimizde toksinler biriktirdiğimizi hatta onları belirli sürelerde bir atmazsak bizlerinde birer gezgin-toksin yuvası olacağını anlatıyorlar. Sizlerle bunu paylaşırken, şimdi hep birlikte soruyoruz inanıyorum ki, bunlardan nasıl kurtulmamız gerekiyor?

Cevap, basit ve net: Detoks yapmak.

Detoks konusuna biraz yakından bakalım.

Tıp dünyası bir süre öncesine kadar bu konuya tepkiliydi. Kimi kesimlerinse tamamen reddettiği bile oldu. Ancak şu anda, herkes bu konuyu ya bir kısmından ya da bütününden yakalamaya başladı bile. Oruç tutma metotları, hatta kesikli ve ani oruç diyebileceğimiz yeme sistemleri hem kilo verme hem de hayat uzatıcı yöntemler olarak tanınmaya başladı.

“Suyunu Sıkma”, bir sağlık yöntemi olarak kullanmak için çok elverişli ve değerli bir yöntem. Joe Cross, Kris Carr, D’Adamo, Mehmet Öz gibi önemli insanların yöntemlerinde de yeri olan ve yüksek bir hayat profili çizebilmek için kendimizin uygulayabileceği bir alet çantası gibidir, “suyunu sıkma”. Bir diğer güçlü yöntem ise, kolon terapisidir. Bu yöntemin popülerliği de her geçen gün artıyor. Kalın bağırsaklarımızdaki büyük çaplı bir temizlik olup, kolaylıkla da uygulanabilmektedir.

Genel hatları ile bilim dünyası bu konuda hala daha şüpheli. Yarar ve zarar tartışmaları sürmektedir. Dünya çapındaki birçok göz ardı edilemez başarısı sebebi ile detoksu elbette ciddiye alıyoruz ve bu yüzden de burada bu konuda konuşuyorken buluyoruz kendimizi.

Şifalandırıcı, sağlık artırıcı ve destekleyici en değerli potansiyel program detoks yaklaşımıdır. Çünkü bedende yerleşmiş engelleyici faktörler ortadan kalktığında aslında her şey çok daha hızlı olmaya ve bedensel aktivitelerimiz de yerli yerine oturmaya başlayacaktır. Detoksu bazı günlük desteklerle yapabildiğimiz gibi, bazen ona gerçekten bir süre verip yılda birkaç defa detoks yapmaya özel zaman ayırarak da yapabiliyoruz.

Detoks neyi içeriyor peki?

Ortalama yedi günlüğüne katı her yiyeceğin yerini sıvılar alıyor. Yoğun lif içeren içeceklere dönüşüyor öğünlerimiz. Çoğunlukla, filyum/ispagula, tohum kabukları ve kilden oluşan ve duruma göre de karpuz veya ananas suyu içeren içeceklerin dışında yalnızca su içmeye dayanıyor, detoks metodu. Bu sıvıların karışımının amacı, kolon yani kalın bağırsaklarımızdan toksinleri emip çıkarken dışarı alıp götürmedir. Aynı zamanda içimizde doygunluk hissi yaratıp karnımızın da acıkmamasını sağlamaktır. Aynı zamanda gün içinde bağırsaklara destek olan bitkilerin suyunu sıkarak alıyoruz. Bu da temizlik ve sağlık seviyesi için büyük bir destek oluyor.

Yukarıdaki destek ve etkenlere bir de kişiye özel bazı verilerle ortaya konabilecek yenileyici etkisi olan kısa süreli oruçlar da eklenebilir, detoks programında. Bu da elbette, bu konuda bilgisi olan bir kişiyle tartışıp konuşulması gereken bir konu herkes için.

Bir de bu konunun fiziksel bir boyutu var, bağırsak temizliği için kullanabileceğimiz çeşitli ürünler var. Bunlara özetle, Koloma ya da kolema aparatları deniyor. Bağırsaklarımızdaki olması gereken bakterilerin de miktarları için elbette yardımcı ne varsa kullanmakta yarar vardır.

Detoksa yapmanın içinde olan veya ona destek olan daha birçok yöntem vardır. Bu yöntemlerin içinde, bitkisel buharlama, gövde masajları, meditasyon ve yoga da bulunmaktadır. Bu konuda çalışma yapmaktan ve size özel yöntemi ya da yöntemleri keşfetmekten çekinmemeniz için herkesi cesaretlendirmek isterim.

Neden detoks yapıyoruzun sebeplerine değinelim biraz da.

Detoks yaptıkça …

Her gün için en az birkaç saatlik fazla enerjimiz olacak, gündelik zinde hissetme oranlarımız yükselecektir.

Verdiğimiz kilolar geri gelmeyecek, aniden ortaya çıkan açlık krizleri kaybolacak, kan şekeri seviyelerimiz düzenli hale gelecektir.

Cilt ve ten rengi kalitemiz artacak, uyku sürelerimizi sağlıklı seviyelere çekilecek, uyuduğumuzda dinlendiğimizi anlamaya başlayıp, “ayılmış” olma hissi için kahve veya diğer uyarıcılara ihtiyaç duymayacağızdır.

Yiyecek seçimlerimiz gelişmeye başlayıp, daha çok besin değeri doğru ve yarar oranı daha yüksek seçimler yapmaya başlayıp, daha yavaş çiğneyip, daha farkındalıklı yemek yemeye başlayacağız.

Tat alma duyumuz daha duyarlı olup, yiyeceğin tadını daha doğru anlamaya başlayıp, ağzımızda daha temiz bir his alıyor ve bağırsak hareketlerimiz daha bütün olacaktır (tuvalete gitme deneyimlerimiz daha kaliteli olacaktır).

Daha çok su içmeye, daha tazelenmiş uyanmaya, zihinsel enerjimiz artmaya ve net düşüncelere daha sık sahip olmaya, değiştirmek istediğimiz hayat alanlarında daha çok enerji verebilmeye başlıyor olacağız.

Daha sakin ve stressiz, fiziksel dinlenmeyi daha çok hissedebilen, bilinçle acıkan, dirençlilik ve kendine yeterlilik hissi artmış, daha yaratıcı dürtülere sahip ve başarı ve tatmin duygusunu daha belirgince hissedebilir olacağız.

Bütünsel bir detokstan sonra bu etkileri ortalama en az 3 ay boyunca hissediyor olacağız. Bu süreden sonra azalmaya başlayabilirler. Ancak bitmesi çok uzun zamanlar alacaktır. Çünkü bedenimiz detoks sonrası toksinlere karşı artan bir dayanım kazanır. Böylece direnç seviyemiz yükseldiği için toksinlerin bedenimize yerleşmesi ve yerleştikten sonra da onları dışarı, başkalarına saçmamız oldukça yavaşlamış olacaktır.

Bunlardan sonra, Detoks yapmak neden gerekli?

Bu konuda süren daha birçok araştırma var. Ancak kısaca evet diyebiliriz. Yakında bu yöntemlerden hareketle diyabetle başlayıp daha birçok sağlık sorunuyla sürüp giden konuya tedaviler de bulunuyor olacak. Birçok doktor ve konusunda bilgili kişinin söylediği bir gerçek var. Toksinleri alıp depolama yeteneğimiz var. Bunun sebebi de üstelik çok kolay: Bedenimiz ona verdiğimiz onlarca yapay üretilmiş “çöp”ü öğütemiyor da ondan. Her ne kadar harika olursa olsun, bedenimizin de bir kapasitesi var.

Uzmanların görüşlerine bakarsak bu toksinlerin birikmesiyle, istenmeyen yağlardan nörolojik bozukluklara kadar her şey başlamış oluyor. Düzinelerce mühendislik sürecine uğramış ve yüksek glikozlanmış ürünün birikmesiyle, insan bedeninde damar bozuklukları, yaşlanma, diyabet, sinir hücresi zararı ve organların bozulması başlıyor. Bunu temel biyoloji ile bile çözüp bilebiliyoruz.

Detoksun bir cinsi olabilen kolon temizliğinin yararlarına bakalım biraz da. Temel iç sebep bile bize bazı alternatiflerin ne kadar iyi sonuçlar verebileceğini anlatıyor.

1 – Her gün tuvalete gidiyor olsak bile, bağırsaklarımızda atamadığımız yaklaşık 3 ile 4 kilo arasında eski dışkı taşıyoruz.

2 – Dışkı oluşturma sistemimiz yüzünden, aynı zamanda zararlı bakteriler için de ılımlı bir üreme ortamı oluşturuyoruz.

3 – Günümüzde bir çok insan için, açık söylemek gerekirse bedenlerinde blokaj ve tıkanıklıklar yüzünden detoks yolları kapalı. Zamanla toksinler artmaya başlarlar. Gündelik hayatımızı incelediğimizde de günde ortalama 120’nin üzerinde zehirli kimyasalı su, hava, stres ve kişisel bakım ürünleri ile alıyoruz.

Bloklanmış ya da tıkanmış detoks yolları kimi zaman bedensel kimi zamanda enerjik bedenimizde açıkça ortaya çıkıyor. Böyle tıkanık yollarımız olduğunda, kendiliğinden toksin yani zehirli madde depolamaya başlayan bir makine gibi çalışıyoruz. İster ruhumuz isterse bedenimiz olsun bu maddeleri alıp biriktirmeye başlıyor. Böylece günümüzde önemli sayılan onlarca hastalığın temelleri atılmış oluyor.

Bu toksinler nereden geliyor?

Her yerden toksinler gelebiliyor –bizler zaten üretiyoruz da zaten. En yaygın toksinler duygusal ve psikolojik faktörlerden (stres ve öfke), çevremizden (kirlilik), yiyecekler, güzellik ürünleri ve plastiklerdeki parabenlerden, sudan (şebeke sularındaki katkı maddeleri), ilaçlar, ağır metaller ve cıvadan geliyor.

Bu maddeleri her yerde bulabiliyoruz. Doğal olarak da bedenimiz karşılaştığı her şeye tepki veriyor. İster istemez etkileşime giriyor ve sindiremeyip veya parçalara ayırmadığımız zaman da bedenimiz toksinlerle dolmaya başlıyor.

Bu maddeler, rahatsızlıklara sebep olduğu gibi duygusal sorunlar, ani öfke krizleri, mutsuzluk hastalıkları, depresyonlar, bazı iler dereceli psikolojik rahatsızlıklar gibi önemli sonuçlara kadar gidiyor. Yapılan bir örnek araştırmada şehir suyundaki cıva ve gümüş oranı yüksek suların olduğu kentlerdeki boşanma oranlarında belirgin bir yükseklik var. Bir diğerine göreyse, yoğun radyasyonik toksinlerin olduğu kişilerde hatalı karar verme ve saplantılı davranışlar görülmekte.

İkinci bölümde görüşmek üzere …

Sevgi ve ışıkla

  • Esin Batal
  • İletişim, danışmanlık, seans ve destek için: [email protected] / 0.530.3864474

Aşağıdaki formu doldurarak benimle iletişime geçebilirsiniz ?

Detox’a Hoş Geldik: Bölüm 1” için bir yorum

Yorumlar kapatıldı.