Bir pazartesi mi? Bir hayat mı?

Bu pazartesi Günle gelen temalı yazım yerine farklı bir konuyu işaret etmek istedim. Günümüzde birçok önemli adımlar atılıyor. Birçok önemli gelişim ve anlayış var. Bunların bazılarına eğilmemiz hepimiz için önemli. Şimdi bu önemli yerlere bakıp biraz kendimize bir şeyler çıkaralım …
Yalnızca yaşadığımız günlerin değil eski zamanlardan beri önemli kavramları var. Bunların başında da Değişim ve Sadakat var.
Aslında birçok açıdan birçok anlama gelebilen bu iki kavramı kişisel ve çevremizin gelişimi açısında biraz araştırarak aktaracağım. Pazartesinin günle getirdiklerinin bir parçası da bu; araştırmak ve temelinde yatanı görmek. Bu iki kavram insanlığın en erken zamanlarından beri var. Neredeyse her toplumda öne çıkmışlar ve sürekli bir biçimde hayatlarımızda olmuşlar. Hepimizin onlara dair bir düşüncesi vardır. Bunları yeniden açıklamak gibi bir niyetim yok. Tam tersine olumlu ve yaratıcı bir biçimde katkılara değineceğim.
Birçok eski uygarlık bu kavramlar ile ilgili hep yazmış çizmiş. Bilgi ve varsayımlar her yerde ve  genel görüş açısı ancak bu ikisinin gerçekten özgün bir birleşimi olduğunda insanlığın kitlesel bir biçimde aydınlanacağına yani ileri doğru büyük bir adım atacağımız yönünde. İnanıyorum ki herkes böyle konuları duyunca sabırsızlanıyoruz. Artık böyle adımların daha kolay olacağı zamanlardayız.
Bu sebeple, öncelikle;
Kendimize güvenelim!
Bir araya gelen güzel değerler bizi ileri götürecektir.!
Son zamanlarda artan teknolojiden ve bize olan etkileri ile ilgili yine hepimzin bir göürüşü var: kimimiz seviyor kimimiz sevmiyor kimimiz ise sessizlikle izlemeyi seçiyor. Son 300 yıldır ciddi bir gelişme içinde olduğumuz hiçbirimizin gözünden kaçmamıştır. Yıldızlara yolculuk, süper hızlı hayatlar veya ultra küçük dünyaları keşfetmemiz bunlardan birkaçı. Bu gelişimin işaret ettiği yer nedir? dersek. Cevabımız, kesişimler olur. Herkesle her yerde hiç beklenmedik konularda kesişiyoruz. Mistik konularla tıp, farklı endüstrilerle sosyal bilimler gibi her gün yayın organlarında birçok haber okuyoruz, araştırıyoruz. Artık bu kesişimler hayatımızın her alanında isteklerde bulunuyor. Bunun ne kadar farkındayız? Yeni bir kesişim gördüğümüzde onun bizden istediklerine sadık mıyız?
Bu sebeple, …
Yeni geleni dinleyelim!
Katılanlara sadakatimizden verelim ve bu kesişimlerden öğrenmemiz gerekenleri öğrenmeye açılalım!
Günümüzde destek vermek ve almak en büyük gelişim alanlarımızdan biridir. Desteği veren olduğumuzda, takımın göbeğinde yer alıyoruzdur. Desteği alan olduğumuzda, takımın bir yere erişmesini istediği görünür bir yüzü oluyoruzdur. Bu her iki hal de, takım olma ruhunu destekleyen ve geliştiren bilincin bir parçasıdır. Günümüzün en önemli destek biçimleri nedir? ve onları nasıl alırız? diye sorduğumuzda, kolektif değerler, ekonomi ve kaynaklarımız diye cevaplayabiliriz yine. Bunlar olmazsa olmaz değildir. Bunlar bir desteğe dönüştüğünde bizi en çok geliştiren adların başında gelir. Yani, değişim için hem destek vermeliyiz hem de almalıyız. Verirken ve alırken de bu destek konularına konsantre olduğunda biraz daha günümüz için olumlu sonuçlar doğururuz.
Kolektir değerlerimizi önemsersek, desteklerimiz geniş kitlelere ulaşır ve tatmin artar.
Ekonomik konuları önemsersek, çabalarımız çok kişiye kazandırır.
Kaynaklarımızı önemsersek, paylaşım, öğrenmek ve atılımlar artar.
Gittikçe bütün bu konular bir araya geldikçe, insan ilişkilerinin daha da önemli olacağı zamanlara geliyoruz. İnsan ilişkilerinin en önemli sonucu birlikte gelişmektir. Birbirimize sadakatin bu konuda bize getirdiği en önemli katkı, hep beraber alınan yolların ve herkesin gelişiminin birbirine bir artı değer bırakmasıdır. Hissedebileceğiniz gibi değişmek beraber olduğunda katkılar hep katlanarak çoğalıyor.
Bu sebeple, …
Büyük adımlar, büyük hareketlilikler getirir!
Yoğun ve yeni hayatlar, kendimizi yenilememiz için çok iç açıcı süreçlerdir!
Değişim dediğimizde, birçoğumuz elindekini yitirmek düşüncesine kapılabilir. Bu çok doğal ve doğal olduğu kadar da değişmesi gereken bir konu. Değişim elimizdekini yitirmek değil, elimizdekini yenilemektir. Yani elimizdeki yenilemezse biz de yenilenemeyebiliriz. Bu gerçekten büyük bir risk, farkında mısınız? her şey değişirken, değişememek ne kadar süre daha orada kalabilmemize izin verecektir? İşte gerçek risk bu; istediğimiz noktaya gelemediğimizde bunu görecek kadar açık mıyız? sorusunun cevabında yatıyor. hayatımızın anlamı hala daha aynı mı? niyetlerimiz hala daha aynı mı? Umut arayışı şartlar değiştiğinde umutsuz arayışa mı dönüşüyor?
Bu soruların cevaplarını yine insan ilişkilerinde, değişimde, kendimize ve olanlara sadakatimizide arayabiliriz.
Bu sebeple, …
Değişime açık olalım!
Olumlu olana sadık olalım!
Olumsuzu getireni bırakmaya sadık olalım!
Bu kavramlara ve olanlara bu gözle bakamayan kişiler elbette olacaktır. Korkuya, yeterince alamayıp açgözlülüğe ve geleceğe adım atamayıp eriyip gidecek olanlar var evet. Bunlarla iligli sözü uzatmadan hemen tek bir şey söylemeliyiz: Sağlıksız. Evet bu kadar kısa ve kolay. Hiçbirimiz sebepsiz yere hasta olmak istemeyiz. O zaman bunu geride bırakmak için her türlü sebebinize sadık olun. Değiştirin böyle kişi ve olaylarınızı, lütfen. Yeni sağlığınızı davet edin.
Bilincinize sorular sorun. Onun da değiştiğini görünce de şaşırmayın. Karnı acıktığında, yemek yiyebileceği yere kadar bile gidemeyen bir konu varsa, değişime katılması için gerekeni yapın ve yeni geleni yaşayın. Hayatlarımızın son zamanları çokça değerlendi. Bunun sebebi değişim o kadar hızlandı ki, hepimizin artık çok geçmişi gerçekten geride bırakmamızın gelmesi. Yeniye sadık kalarak büyük bir geleceği hep beraber yaşamaya hazır mıyız?
Esin Batal