Başlangıçta?

Bir doktora gittiğimizde, kapıdan girdikten sonra ilk duyduklarımızın arasında genelde şunlar yer alır; “Sorununuz nedir?…”, “Şikayetiniz nedir…?” veya “Nasıl bir rahatsızlığınız var…?” Bunu duyar duymaz, kendimizle ilgili an içinde veya bir zamanlar olmuş dertler listesini tarayan beynimiz, bulunduğu zamana en uygun bir ikisini seçiyor 🙁 Bu giriş bile kendimizi biraz gergin ve şimdiden mutsuz hissetmek için yeterli değil mi?

İşin aslı şu ki, ister bir doktora isterse farklı birine olsun, bu sıkıntılar listesinden bahsederken bazı bilgileri siliyoruz. Ne yazık ki, sildiklerimizin içinde en çokta İyi hissedişlerimiz var!

İyi hissetme sanatını çok hatırı sayılır biçimde pratiklemediğimizi hepimiz biliyoruz. Çünkü kendimizden çok ilaçlara güveniyoruz. Bu biraz korkunç, biraz da mesaj taşıyan bir davranış. O zaman bir soru soralım. Neye güvenerek başlarsak daha iyi olur?

İlk güveneceğimiz nokta, her şeyin bir enerji olduğu: Her şey bir enerjidir!

Evet, bir rahatsızlık, burnumuzun akması, bir renk, bir otopark ücreti, bir cep telefonu, bir aile, bir müzik, bir sincap veya bir gezegenin fotoğrafı… bunların hepsi bir enerjidir. Bunun birçok yönden açıklamalarını, daha sonraki Quantum Touch (Kuantum Dokunuş) deneyimi yazılarında da bulabileceksiniz. Peki, her şeyin enerji olması ne demek? Bu sorunun cevabı aslında çok kolay.  Her şey dahil biz de enerji isek eğer, tek yapmamız gereken kendimizi çalışmak. Böylece her şeyi çalışmaya da başlamış oluruz. Bir diğer deyişle, her şey birbirinin içinde ve birbiri iledir, birbiri ile iç içedir.

Böylece, doktora gittiğimiz de –ki elbette gitmeliyiz, onlar değerli alanları temsil ediyorlar, önce biz kısıtlı bir listeden seçtiklerimizle küçük bir kutuya sığıyoruz ve sonra bunlara göre düzenlenmiş bir tanı ile daha da küçük bir kutuya sığmaya çalışıyoruz. Farkındalık kaybı gittikçe büyüyor. Her an giderek, ben buyum, benim buyum var, bu geçmeli ki ben yine ben olayım, yakalandığım şey beni ben olmaktan alı koyuyor… gibi cümleleri kurarak anlattığımız durumumuz aslında bunların nelerden kaynaklanabileceği ile ilgili bütün potansiyeli silip atıyor. Bu belirtileri olanaklı kılan nedir? Ya da bu olanaklardan doğacak diğer belirtiler nedir? Bunların ne kadar farkındayım?

Bunun gibi soruları en ufak bir rahatsızlığa bile sormalı mıyım? Evet! Hem de en küçük oluşumuna bile. Çünkü her şey enerji ve rahatsızlıklar da enerji. Özetle bir rahatsızlık veya belirtisi de sizin, bizim gibi aynı amaçlara sahip veya aynı sebepten olabilen bir oluşum. Yalnızca örnek olsun diye bir noktayı göstermeme izin verin lütfen; “biz” de bir başka canlı için bir hastalık olabiliriz! Böyle bir olasılığın, doğadaki büyük uyum açısından anlamını biraz düşünmeye davet etmek istiyorum hepimizi.

Peki, o zaman doktora gittiğimiz örneğindeki sorun nedir? Sorun demek tam anlamıyla değil ancak pürüz şu ki, çağdaş bilim gözlemek eylemini kabul ediyor. Ettiği derecede de, bunu aklımızın eline bir tanı ile verip bizim bununla meşgul olmamızın da doğru olduğunu söylüyor. İşte burada ciddi bir küçük kutudan daha küçük kutulara yolculuk başlıyor.

Şimdi de tabi ki, o zaman ne yapmalıyız sorusu geliyor? Bu bir yol. Her yol da bir adım atarak başlar. Bu sebeple biz de burada bir adımı atmanın yollarını konuşarak, paylaşarak Quantum Touch (Kuantum Dokunuş) deneyimini ve Quantum Touch (Kuantum Dokunuş) düşüncesini araştırıyor olacağız. Böyle bir durumda ilk adım, bakış açımızı değiştirerek başlamak olacak. Çünkü, benimle aynı şekilde (enerji olarak) var olan bir konu daha en başta neden ondan sakınmamı gerektirsin? Güneşe çıktığımda basitçe yüksek ışık miktarından gözlerimi korumak için elimi siper etmek kadar doğal değil midir burun akıntısı? O zaman ondan neden uzak durayım? Birçok belirtinin ona konsantre olunması sonucu bizi esir ettiği gerçeği yüzünden yalnızca belirtileri geçiren ürünler olduğunu biliyoruz. Her yerde varlar, çünkü.

O zaman her şey enerji ise, her halimizle de enerji gibi uğraşmamız ve o enerjilerin dili ile onu anlamamız gerekir. Onun enerjisini almak için özellikle konuştuğu ana dili ondan almak, anlatacağı şeyi engelleyerek değil.

“Bir şey ondan öğrenmemiz gerekeni bize öğretene kadar dünyamızdan gitmez” Pema Chodron

Bastırdığımız her enerji bizimle yine iletişim kurmaya çalışacaktır. Çünkü bizimle aynı dili konuştuğu için elbette o da doğal bildiği yolu tercih edecektir.

Quantum Touch (Kuantum Dokunuş) deneyiminde enerji düşüncesi ile konuşmanın, düşünmenin ne kadar temel olduğunu görmek için bir an durup düşünürsek eğer, ….

Hangi dili konuştuğumuzu biliyor muyuz?

Hangi mesajlarımızı hangi enerjilerle ilettiğimizin farkındalığında mıyız?

Esin Batal

Quantum_Touch_kuantum_sifa_esin_batal_1