Antik Japonya’dan Altın Prensipler ve Zayıflama Enerjisi 

Her canlı sağlığı için çaba verir…

Her kültürde, bolca su içip, besleyici olan bir diyetle birlikte ve egzersiz yapmanın öneminden bahsedilir. Genelde de alışık olduğumuz sağlıklı kalma koşullarını yerine getirir. Zinde ve sağlıklı kalmak için zamanla kendine özgü kurallar, prensipler geliştirmişlerdir. Sonrasındaysa bir biçimde kendi toplulukları için bir enerji dengesi geliştirip, topluluklarının hayatını ileri götürmek için o enerji ile çalışma yollarını bulmuşlar. Doğadaki ruhların (Shinto’nun Kami’leri) ve kendi ruh bedenlerinin arasındaki ilişkiyi hep dengeleyerek aradaki bağları kurmuşlar. Zaten hep popüler olan, zayıf ve ince kalmalıyım konusu da ister istemez bu dengeyi kaçırmak konusunda ipuçları veriyor. Uzak doğu ülkelerinin bu konudaki başarı ve becerilerini ise hem hep duyuyoruz, hem de nasıl olur da onlar gibi bu konuda başarılı oluruz diye düşünüyoruz.

Hemen bir örneğe bakalım; Avrupa’da bundan bin yıl önce (evet bin yıl yani tarihler M.S. “950-1050’yi gösterirken) ortalama hayat uzunluğu yalnızca 43.7 yıl idi. Bizler ise her gün hayat kırkında başlar şakalarıyla yaşadığımız bir zamandayız. Aynı yıllarda Tibet’te hayat ortalaması 90 yaş üzeri, hatta yüz yaşını geçenler bir elin değil ailemizin bütün el parmaklarının toplamından çok daha fazla. Kendi sağlık prensiplerini anlatmak için kullandıkları söze bakınca, ileride de okuyacağınız bir çok bağlantıyı kurduklarını anlıyoruz:

İyi ve uzun yaşamın sırrı; yemeğinin yarısını ye, her zamankinin iki katını yürü, her günkünün üç kat gül ve ölçüsüzce sev!

Uzak doğunun büyüleyici incilerinden bir olan Japonya’da ise sağlıklı kalmak için insanların 4 temel kuralı var. Bizde bunları sağlıklı ve iyi hissediş yolculuğumuzda kendimize oldukça yararlı ve yol gösterici bulabiliriz. Enerji ve bedensel dengemize yardımcı ve şifa olması dileklerimizle:

1 – Sumo güreşçisi gibi yerseniz bir Sumo güreşçisi gibi gözükürsünüz:

01_esinbatal_ zayıflama_enerjisiSumo’ların toprakla olan “dev” bağını hemen görebiliriz. Sanki yaşayan büyük kayalar gibidirler. Dünyanın merkezinden çıkıp ayaklarından aldıkları magma gibi enerjileri her şeyin üzerinden akıp geçecekmiş gibi duruyorlar. Bu enerjiye rağmen Sumo güreşçileri çok da kahvaltı yapan kişiler değillerdir. Sabahleyin kalktıkları gibi ilk yaptıkları iş, güç antrenmanına başlamak ve ardından da devasa bir öğlen yemeği ile bunu devam ettirmek oluyor. Sonra da bunu sıkça tekrarlayıp uykuya dalıyorlar. Çoğunlukla günde iki kere olmak üzere iki dev öğün yiyorlar. Eğer bu karşılaştırmayı biraz olsun kafamızda görselleştirmek de zorlanıyorsak şu şekilde basite indirgeyebiliriz. Ne kadar egzersiz yaparsanız yapın, eğer yeme alışkanlığınız size hizmet etmeyen biçimde ise her zaman kilo alırsınız. Sumo’lar içinse beden ölçüsü çok değerli. Bu yüzden de bu tip beslenmeyi kendilerine uygun hale getirmişler. Ancak Sumo’ların bu sporu hafifletme veya bırakma halinde uzun süren diyetlere girip hemen zayıflamaya başladıklarını biliyoruz. Gereğinden fazla yemek hiçbir şekilde iyi değil. Sağlıksız yerine belki biraz söylemesi farklı gelecek ama “değersiz” yiyecekleri yemeyi seçerseniz, egzersiz yapmaya veya sağlıklı kalmak için diğer etkinliklere ne kadar vakit ayırırsanız ayırın her zaman kilo alırsınız. Sağlıklı bir kilo ve hayat için, diyetiniz, egzersizler ve uyku rutinlerimiz arasında mutlaka bir denge olmalı.

Bedensel adımları attıktan sonra enerjik olarak önemli bir adım daha var. Solar plexus ve topraklanma çalışmaları. Bu iki çalışma genel hali ile bedeniniz neden kiloyu bırakmadığı ve hatta başkalarına da bıraktırmadığını anlamamıza yol açar. Topraklanmak, genel anlamda çıplak ayakla çimenlerde gezinti yapmak değildir! Topraklanma için yoğun miktarda ellerimizi kullanmamız gereklidir. Ellerimizin içindeki enerji alanı oradaki sinirlere çok duyarlı olup beden elektriğimizi sağlıklı bir döngüye oturtmak için çalıştırmamız gereken yerlerin başında gelir. Bu konuda diğer yazılarda değindiğimiz enerjimizi ilk hissederken bile yapabileceğimiz küçük egzersizler bize yardımcı olmaya başlayabilir. Solar plexus çalışmalarında ise genelde çakra temizliği veya günlük arınma egzersizleri kullanabiliriz. Solar plexus, insanın yaşam kaynağına doğrudan etki edebilen önemli bir merkezdir. Kilo sorunlarında genelde öne çıkan yerlerin de başında gelmektedir.

2 – Sıcaklık hayattır:

05_esinbatal_ zayıflama_enerjisi

Sıcaklık hayattır düşüncesi şu şekilde açıklayabiliriz; bu dünyada hayatımızı sürdürmek için yiyecekler, yiyerek tükettiğimiz, aldığımız bir enerjidirler. Yazın yeşeren meyve ve sebzeler vücudu serin tutmaya ve yaz sıcağına alışmasına yardımcı olurken, kışın gelişip büyüyen meyveler ve sebzeler ise kış mevsiminin tipik ihtiyaçları olan daha çok kalori ve vücut sıcaklığını korumak için bize yardımcı olurlar. Beden ve mevsimin yani doğanın enerjisine uygun beslenme bizim anda kalmak için içinde olduğumuz ısıyı kavrama biçimimizdir. Anda kalmak dediğimiz deyim de o anda evrenin, dünyanın ısısını hissetmek için büyük önem taşır. Hep beraber o ısı içinde birlikteyizdir. Bize uygun ve sağlıklı bir diyete göz atarken ilk bakacağımız başlıkların başında diyetin ve bizim ısımız geliyor. Çiğ sebzeleri yerken, meyveler ve mevsim yeşillikleri de dahil olmak üzere sağlıklı bir diyete başlarken bedenimizi daha sıcak yani duruma duyarlı içinde bulunduğumuz zamana doğal tepki veren yiyeceklere ihtiyaç duyacaktır. Bu yüzden birçok açıdan besleyici olan farklı yiyecekler tüketirsek vücudunuz daha sağlıklı ve güçlü kılar.

Quantum sağlık uygulamaları çok büyük bir konu ve burada girmeyecek olsam da, enerjik olarak  bedenimizin ısısı ile temasa geçemediğimiz her bedensel hareket bize olumlu sonuçlar getirmeyebilir. Enerji çalışmaları bedeninizin iç sıcaklığını anlamanız konusunda çok değerlidirler. Hepimizin termometre ile ölçülebilir bir iç sıcaklığı var tabi ki. Ancak enerjiniz ısınızı bedeninize nasıl dağıttığınızı anlatır. Bu da kilo konusunda neredeyse en önemli verilerden biri. Sıcaklığınız için en önemli belirteç auranızdaki şekilsel ipuçlarıdır. Auranızın biçimi ve gücü ısının neden hapis kaldığını ya da sürekli olarak dengeyi bozacak biçimde dışarı kaçtığını bize anlatacaktır. Uzak doğuda değişken iklimlerde oldukça değişken ısısı olan yemek tipleri var ve bunlardan biz de örnek alabiliriz.

3 – Yemek yerken su içmekten uzak duralım:

02_esinbatal_ zayıflama_enerjisiJaponya başta olmak üzere bir çok uzak doğu ülkesinde yemek yerken insanlar su içmekten uzak durmaya özen gösterirler. Suyun da bir ruhu vardır ve zamanını beklemeliyiz veya bekleyebiliriz gibi düşünebiliriz. Japonların inandıkları doğrultuda sindirim için iyi olmayan bir nokta var bu konuda; içecekler bedeni soğutur. Bir sıvı ile bir katının ısısının farklı olduğunu en kolay anlatacak cümlelerden bir de budur. Bu yüzden de yemek yerken bir su içmek vücudun yemeklerden aldığı sıcaklığı ondan alır. Birçok bilim adamına göre yemek sırasında sindirim için ihtiyacımız olan mide asidini, içtiğimiz su seyreltip, nötralize eder. Bu da bedenin sindirimi sonlandırmak için daha da çok enerji harcamasına yol açar. Yani ısılar arası denge kurmaya çalışırken fazladan yoruluruz. Yorgunluk bedenin kendini doğru kullanmamasından geliyor. Su çok değerli be hayatın içinde yüzdüğü bir deniz gibi düşünebiliriz onu, ondan çıkınca balıklar gibi ona yine ihtiyaç duyarız hem de hemen. Vücudun ihtiyacı olan suyu meyve, sebze ve çorbalardan yemek yerken de alabiliriz .

Bedenin ihtiyacı olan su enerjisinin aynı zamanda boğaz enerjisi ile de bir ilgisi vardır. Bu merkezle ilgili yaptığınız çalışmalarda su ihtiyacı, su toplama, su dengesi gibi bir çok konuyu dengeleyebilirsiniz.

4 – Sıcak su dolu bir küvet:

04_esinbatal_ zayıflama_enerjisiİçi sıcak su dolu bir küvet hayatı uzatıyor. Kim içi sıcacık su dolu bir küvette uzanmayı sevmez ki? Tatilin aklımıza ilk getirdiği imgelerden biri bile sıcak suyun zevkini çıkarmak üzere oluşuyor. Kaplıcalar, havuzlar ve jakuzi resimleri bize bunu getirmek için oldukça uğraşırlar. Kaslarımızı yumuşatır, kan dolaşımını düzenler, sakin ve stresten uzak hissetmenize yardımcı olur, sıcak su. Bir çok Japon ve Uzak doğu ülkesi sıcak suyla dolu bir küvette yıkanmanın daha beyaz bir ten, iyi hale gelmiş bir sindirim ve en sonda da uzun bir hayat için gerekli olduğuna inanıyor. Su ile temasın zaten hayatı uzattığı biliniyor. İdeal ısı aralığının 37-40 derece olması önemli bir ayrıntı. Enerjik olarak da bedenin bütünüyle su ile kaplanmak, toprağa bulanmak (çamur kaplıcaları) ve ya değişik coğrafyalarda  gibi değişik ortamlardaki hava ile temas etmesi çok önemli bir beslenme biçimidir aynı zamanda. Çünkü her yerde enerji var ve onu alma biçimimiz yalnızca yemek yiyerek değil. Bu sebeple böyle yerlerde yapacağımız çalışmalar da ayrıca değerli oluyor.

Bedenimizle mutlu olmanın ve kilomuzu korumak ya da istediğimiz seviyeye getirmenin uzun ve mutlu bir hayat için ne kadar değerli olduğunu hepimiz biliyoruz. Bunun için mide bölgemizin ne kadar mutlu ve sakin olduğu da önemli. Bunun için size önerebileceğim temel bir çalışma da var.

  • Sakince oturabilir ya da size kendinizi daha rahat hissettirecekse ayakta durabilirsiniz,
  • Kollarınızı çaprazlara açın,
  • Kendinize doğru yavaşça getirin, midenize doğru,
  • Karnınıza yaklaştıkça bazı hisler olacaktır,
  • Onların yerlerini anlayıp hissettiğiniz yerlerden balon gibi açmaya konsantre olun,
  • Karın bölgesindeki rahatlamaları amaçlayın.
  • Bunu istediğinizi kadar yapabilirsiniz.

Hissettikleriniz karnınızın çevresindeki enerjik ısılar olacaktır. Onları rahatlatırsanız mide bölgenizdeki sindirim ve enerjik sorunlar için bir rahatlama oluşturursunuz. Bu bedeninizin neden kilo aldığını anlamanıza da yardımcı olacaktır…

Dünyanın birçok yerinde birçok farklı kültürde kilo almanın kaybetmenin bütünüyle kalori hesabına dayandığı düşünülür. Halbuki garip bir biçimde Dünya Sağlık Organizasyonunun (WHO) ilan ettiği istatistiklere göre en uzun yaşayan ülke Japonya ve ülke ortalaması 74.5 yıl 🙂

Daha çok sağlık bilinci ile mutlu olduğumuz günlerde beraber olmak üzere.

Sevgi ve ışıkla…

Not:

  1. Orta Çağ’ın sonunda ortalama hayat uzunluğu için Sarah Woodbury’inin önemli araştırmaları bulunmaktadır. Daha ileri ki araştırmalarınız için onun www.sarahwoodbury.com adresinden yararlanabilirsiniz.
  2. Soğuk su içmek ile ilgili büyük araştırmalar gösteriyor ki, soğuk bedenin içinde ciddi önemli şeylere yol açmaktadır. Ilık su içmek konusunda sizi cesaretlendirmek istiyorum bu sebeple.
  3. Küvette yıkanmak konusunda birçok kişi tepkilidir. Halbuki kendi beden dengeniz için durağan su içinde yıkanmanın da büyük yararları vardır.
  4. http://mediad.publicbroadcasting.net/p/shared/npr/styles/x_large/nprshared/201508/430353991.jpg