28 Mart Yeniayı neler getirdi?

28 Mart Yeniayı için birçok şey okuduk değil mi?

Soruma çok farklı cevaplar verdiğinizi duyar giyim. Artık bu duyduklarınıza, bambaşka bir katkı da bulunmanın zamanı geldi 😉

Ruhun 3 iyileştirici yolculuğu:

Etrafımızda sürekli duyduğumuz bir kavram var, “zaman”. Birde bu kavramın getirdiği kalıplaşmış sözcükler. “Zaman değişiyor, zamanla geçer, zaman… zaman….”  Aslında biraz dikkat edersek zaman değişmiyor, zamanı yaşama biçimimiz değişiyor. Farkındalıklarımız ve titreşimimiz değişiyor. Yeni zamanlarsa yeni titreşimler demek. Bu yeni ayda, yeni titreşimlerimiz hakkındaki değişimlere açılmaya hazır mıyız?

Çevremizde duyarlı ve değerli içgörüleriyle yeniay algımıza birçoğumuzdan özel katkılar geldi. Zenginlik ve paylaşım dolu bu ortamın zevkini çıkarmamız dileklerimle başlamak istiyorum. Yeni zamanların en büyük getirilerinden biri olarak artık deneyim-aktif bir zaman aralığındayız. Kimi dolunayı, kimi yeniayı veya kimi önemli enerjik değişimi önce deneyimlemek ve sonrasında konuşmak daha önemli artık. O sebeple bu yeniay yazısını 28 Mart sabaha karşı 05:57 olan yeniayı yaşamaya başladıktan sonra sizlerle paylaşmak istiyorum.

“ …Her şeyden önce deneyim vardı… ” diyen Zen deyişinin ışığında ilerleyelim, hep birlikte.

Bu yeniayla ilgili konuşmadan hemen önce size gözden kaçırmamamız gereken bir hazineden bahsetmek istiyorum. Çünkü yeniayın üzerinde de büyük bir etkisi var. 28 Mart yeniayını tekil bir olay gibi görmektense onu bir süreklilik olarak görürsek en yararlı görüşlerden birini elde edebiliriz. Süreklilikler enerjimiz ve bizler için çok değerli öğrenme olanakları oluştururlar. Onların içine bakıp, madem sürüyorsa o zaman kendini devam ettirecek güçte deyip hayranlık ve saygıyla öğrenmeye dalabiliriz. Bu sefer bize öğretmen olansa, Bahar ekinoksu.

Bir takvim yılının içinde iki kere Ekinoks yani gece ve gündüzün birbirine eşit olduğu zaman vardır (21 Mart & 22 Eylül). Özetle yaklaşırsak, sonbahar (sonabahar/ilkebahar) bırakmak, ilkbahar ise üzerimize almakla ilgilidir. Yani yılda iki kere ışık ve karanlığın enerjik dengesi önünde sorumluluklarımızı, sorumluluğumuz olması gerekeni alırız ve artık sorumluluklarımız olmayanı, olmaması gerekeni de bırakırız. Böylece bu yeni aydan önce başlayan bir akışı görürüz. Her zaman kanoyla gidip geldiğimiz bir nehirde yağmur sularıyla oluşan yeni bir yol bulmaktır bu. Böylece zaten bir süredir dünyada ve kendimizde olan önemli bir yenilenmeyi ve “hiçbir parçamızı unutmamayı ve ihmal etmemeyi” anlatan etkiyi de görmemiz kolaylaşıyor.

Son zamanlarda ego, enerjimizin pusulaları ve zihnimiz arasında gidip gelen değişimler ve etkilenmeler de bütün bunları anlamamıza yardımcı oluyorlar.

Ekinokslar gündüz ve gecenin eşitliğinde oluşurlar. Hayatın her bir parçasının orada eşitçe olmasını anlatırlar. Her türlü davranış, düşünce, duygu ve sezinin dengeye gelmek için özel bir yol izlediğini anlatır. Yani “her zaman bildiğimiz” gibi olmanın, kalabilmenin, kalmak için savunmanın hem yolu yoktur hem de olası değildir. Kanoyla yeni keşfettiğimiz yolun akıntısı bütün nehri değiştiriyor. Geçtiğimiz günle gelenlerden birinde de değindiğim, her şeyle her seviye de kendine özgü de olsa bağımız var. Bu bağlarla dengemizi ve uyumumuzu özel seviyelere taşıyoruz. Bütün bu bağlarla, ekinoks bizlere eşitliği ve soru sorarken soru sorulacağımızı da hatırlatıyor.

Son olarak da, ekinoksla beraber birikenlerin üzerine yeni sorumluluklar almak üzere özellikle büyüme ve hatalarımızı farklı açılardan hatırlamamız gerektiğini anlatıyor bizlere. Her ekinoks ondan bir önceki mevsimden gelen özel bir anının şifasını ve ondan çıkıp, bizlere yeni bir kapı açan hayal gücü parçacığını esinler.

Yeniayın getirdiği önemli yolculuk kapılarına varmadan önce yeniayla ilgili belli başlı noktalardan konuşalım.

Bu yeni ayda …

  • Daha fazla bize hizmet etmeyen hayat parçalarını değiştirmemiz ve yenilememiz için birçok işaret ve destek buluyoruz. Dikkat etmemiz gereken nokta, yenilemek ve değiştirmek deyince yalnızca başlangıç yapmak değil, başlangıç niyetlerini de yenilememiz gerektiği. Aynı isteği, yıllardır belki de hayatlardır aynı şekilde istemenin sonucunu görmek için neye ihtiyacımız var?
  • 2016’nın anlattığı bitişleri, 2017’nin gösterdiği başlangıçlara bağlamak için bazı araçlara da ihtiyacımız olacak elbette: Enerjetik yeni yıl, kendimize şefkat ve yine kendimize yer açmanın önemini vurguluyor. Kendimizi sevmek ihtiyacımız olan değerli bir araç olacak. Her geçen gün daha da değerlenerek hem de. Bu aracı şimdiye kadar ihmal etmiş olabiliriz belki, ancak o zaman şimdi destekle ve özel çalışmalarla bunu yapmak için tam zamanı ve hepimizi bu yönde cesaretlendirmek isterim.
  • Hangisi daha önemli? Beklemek mi? Rüyalarımız mı? İsteklerimizi ve tutkularımızı yenileyerek istememiz için büyük bir olanak bizleri bekliyor. Her günkü şeyleri yeni yollarla yapmaya niyetlenip, cesaretlenip yapacak olmanın vereceği hediyeler çok ama çok olacaklar. Yeniliği ve olumlu değişimleri yapmamız için bireysel farkındalığımızın olması gerekmektedir. Kendimiz için çalışan ve çalışmayanı görme cesaretini kendimize en az bir kere olsun aralayıp göstermemiz gerekir.

Her enerji yılının içinde belirgin destek dönemlerinin birinden geçiyoruz. 23 Nisana kadar süren bir destek dönemi ekinoksla başladı. Bu destek dönemlerinde hayat değiştiren farkları oluştururuz. Bu ana kadar koşullandığımız ve bize ait olmayan bakış açılarını anlarız. Özellikle enerjimizden kayıplara neden olanları seçmeye başlarız. Yeni evreler için, yeni zamanlar için bizi biz yapan titreşimleri oluşturabilmemiz için bu tür hareketlere teslimiyetimiz çok önemlidir. Bu harika desteği almaya ne dersiniz?

28 Mart yeniayında ruhun, enerjimizin önüne açık duran sonsuz yollardan üçü öne çıkıyor olacak. Bu yollar niye mi öne çıkıyor? Cevap kolay aslında; Her yeniayda öne çıkan enerjilerin yani yukarıda kısaca bahsettiğim etkilerin hemen arkasına baktığımızda onların ayakları altında duran bir zemin görürüz. Yani beslendikleri ve sırtlarını dayadıkları tiyatro perdeleridir bunlar. Son etkiyi yukarıda yazanlardan biri gibi de alsak enerjimiz yolculuğuna bu aldığı etkilerin ardına geçerek devam eder.  Bu yüzden bu üç yol öne çıkıyor. Çeşitli bedensel ve enerjik doygunluklara erişmek için etkileri yalnızca alıp yaşarken bu yolları daha uzun süreyle takip ederiz. Bu seferki üç yol zaten önümüzdeki neredeyse sekiz buçuk aya imzalarını atıyor olacaklar. Çeşitli zamanlarda birbirilerine göre de öne çıkıyor olacaklar ancak bu süre içinde genelde bu yolların içinden geçiyor olacağız. Kendimize ait büyük hayat resmi içinde ne görüyorsak büyük bir çoğunluğunu bu yollar oluşturuyor olacaklar.

Bu yolların bir özelliği de kimisinin olduğunca bilinçli kimisinin de olduğunca bilince takılmadan takip edilmesinin yararı olduğudur; bazılarını biz takip ederiz, bazılarıysa bizi takip eder. Hem istekli olmak hem de bize gelene açık olmanın bir yenilik ve dengede buluştuğu bu güzel ve olumlu yollara yakından bakarak başlayalım şimdi …

  1. İlk yol bir ruhsal topraklanma teması üzerine. Bu yeniayın tüm önerdikleri ve sunduklarının ardında artık enerjimizin pusulalarının onun kuzey okunu etkileyen ne varsa bir durulmaları gerektiğini bize anlatıyor. Bu yol bize akıp gelen bir yol, yani üzerinde kontrolümüz yok. Her zaman bir durulma ve arınma işaretini göremeyebiliriz. Arınmaya ve durulmaya teslimiyetle yaklaşmalıyız. Sezgilerimizin gücüne ve duygularımızın getirdiklerine baka kalma cesareti gerekli olacak. Kontrol edersek, imajımıza uymuyor dersek veya şu anda bunun zamanı değil diye düşünürsek neler olur? Her yanımız hızlıca yakın çevremizdekilerle ilgili engellerle dolmaya başlayabilir. Daha da kritiği, kendimize her yandan bereketle yaklaşanı ıskalamaya başlayabiliriz. Üstelik bunu yaparken de birçok konuda çözümler ürettiğimiz veya çok sonuç odaklı olduğumuz yanılgısıyla da besleniyor olacağız. Bu yol, dişil enerjili bir yoldur aslında. Bunun bize getirdiğiyse, topraklanmayı sürekli hatırlamak olacak. Buna aynı zamanda bir tür terapi zamanı da diyebiliriz. Hiç ihtiyacımız yokmuş gibi hissedebiliriz. Yanılgı da bu işte. İhtiyaçla değil beslenmekle geleni, seçerek değil, seçilerek geleni kabul etmemiz bu yolda yürümenin en değerli prensibi. Bu yeniayla beraber, ruha giden, kapısına kadar gidip ruhtan cevap isteyen sorularımızın içini ancak bu yolu yürümeye devam ettikçe anlayabiliyor olacağız. Durmadıkça, devam ettikçe bize gelenleri gördükçe aslında ne kadar uzun zamandır bu cevapları almaya başladığımızı ve bizi önümüzdeki günlere hazırladıklarını görüyor olacağız.
  2. İkinci yol, merakla ve detayları dikkatlice takip etmek için çok istekli olacağımız bir alanda beliriyor bu yeniayda; hem bedenimizle olan hem de sosyal ilişkilerimizde. Bu yol biraz gerilimli bir döneme giriyor. Önceliği kime veya ne zaman kendimize ne zaman başkalarına vereceğimiz konusunda sessiz sınavların beklediği bir patika bizler için. Bu yolla gelen her şeyin zamanla üst üste gele gele birikmesine ihtiyacımız var. Bu yolun hiçbir noktasında ilk görüşte verdiğimiz kararlar doğru bir başlangıcı ve yenilenmeyi getiremez çoğunlukla. Herkesle kuracağımız bağlarımız öne çıkıyor olacak. Kim ve hangi çevre diye başlayan birçok soruyla karşılaşacağız. Yolun kendisi bizi dikkatli olmaya iteceği için hiç endişe etmeden hayatımızda ne kadar önemli bir yere sahip olduğuna bakabiliriz. Bizi destekleyen bir yolda yürüyor olacağız. En önemli noktalardan biriyse, duygularımızı elle tutulur bir varlık gibi görmezsek düşeceğimiz hatalar olacak. Duygusal verilerimize güvenmemiz gerekiyor ne kadar zor olursa olsunlar. Elbette duygularımızın getirdiği gerçekleri görmezden gelmek te buna dâhil. İhmal ve körlük yolun iki yanındaki dikenler gibidirler. Bu yolun geleceğe bakan ufku, ona çok dikkatle bakmamızı hatırlatıyor. Hayal kırıklıklarına düşmemek için kimseyle ve kendimizle olan bağımızı har vurup harman savurmamalıyız. Sağlık ve şifa konularıyla derinden ilgili olan bu yol aynı zamanda bakım almak ve vermek konularında yeniayın başlatıcı gücünü ve etkisini değerlendirmemiz için bize cesaret ve destek veriyor.
  3. Üçüncü yol, bizlere en çok üzerine düşünülmesi gereken konulardan birini getiriyor olacak. Esnek, heyecanlı ve anlar gözüken hallerimizi bir kenara bırakıp, bolca “ama ve aslında” kullanmaya başlamamız gerektiğini anlatıyor. Bunları anlatıyor çünkü hayat prensiplerimizle bugüne kadar nereye geldik kısmına dönüp bir daha ve bir daha bakmamız gerektiğini hatırlatıyor. Sürekli olarak deneyime önem verip, onlardan kalan anıları yapıcı şekilde kullanmamızı tavsiye eden bir yolda yürüyor olacağız. Bu yol bizi tek bir yere götürmek için var; adapte olmak. Enerjetik olarak bunun çok daha derin bir adı var aslında; yeni karmayı kabul etmek. Ne yaptığının bilincinde olup eskiden görmediğimiz “ama” şimdi artık ne olduğunu bildiğimiz için bilinçle kabul ettiğimiz karmamızı anlamak üzere yaşamaya devam etmemiz. Zihnimiz ve egomuz arasında oluşan bağları gevşetip anılarımızı her yönden incelemek çok önemli olacak. Arada fark etmediğimiz ve “meğerse ben bunu yaşamışım” ya da “yaşıyormuşum” dedirten açıklıklara izin vermeliyiz. Dikkat etmemiz gereken bir diğer noktaysa, abartmamamız ancak unutmamamız da gereken yeterli miktar kuşkuculuk olmalı. Soru sormaya güvenmeli ve gerekirse bugüne kadar bize koşullanma ve alttan alta yanlışları getiren inanç ve alışkanlıkları bulabilmeli ve bırakabilmeliyiz.

Bu üç yolun ortak bir özelliği var: Şifa getiren, değişim getiren yollar olması. Uzunca bir süredir birçok yerde duyduğumuz 2017’nin getireceği yeniden doğum enerjisini kullanmaya ve yaşamaya başlarken buna çok ihtiyacımız olacak. O yüzden artık bu tür yöntem, gözlem ve etkileri konuşmaya başlamanın tam zamanı hepimiz için.

28 Mart yeniayının, enerjimize, bedenimize ve titreşimimize en güzel armağan ederken hepsini kabul etmemiz dileklerimle.

Yine bu güzel bir ekstrayı da sizinle paylaşmak istiyorum.

Yeniayın Human Design okuması ipucu:

İlgilenenlerimiz için bu yeniay, bir Solar/Duygusal Projektör ve profili de 5/1.

Bu profilin mesajı duyalım birlikte:

Kendimizi adım adım yaşamaya ve her seferinde yenilenmek üzere “yeterince” dinlenmeye ne dersiniz?

Sevgi ve ışıkla