26 Nisan Yeniayı neler getiriyor?

26 Nisan Yeniayı: Ne söyleyeceğimizi bildiğimizde, kendimizden izin almamız gerekir.

Uygarlıkların birçoğu, insanın kimi zaman içinde başka canlılar varmış gibi kabullerde bulunmuşlar. Bazen iyi bazen de kötü sanmışlar olanı. Ama, bugüne yani bizlere anlatacak bir öykü bırakmışlar. Kısa bir öykü bu:
İnsanın içinde birçok aktif nokta var ve bunların yapabileceği gerçekten çok büyük şeyler var.

Dünyada herhangi bir yerde mutlaka bir an gelip ne diyeceğini bilemeyen birileri elbette ki olmuştur. Aslında bu ne söyleyeceğimizi unutmak, bilememek veya sözcüklerin tıkanması gibi kısaca. Her uygarlıktan, her kültürden benzeri bir hikaye çıkmış. Çıkmış, çünkü hepimizin sözcüklerle bir düşünceyi, bir duyguyu bir enerjiye dönüştürüp ortaya çıkarmadan önce içimizde iletişim kurduğumuz parçalarımız var. Bu yüzden bazı ifadeleri söylemeden önce bir rahatlık veya bir ağzımızdan bazı sözcükler çıkmadan önce bir his yayılıyor. İletişim kurunca enerjimizi yönlendirdiğimiz merkezlerimizden, noktalarımızdan bizlere yansıması veya dönüşmüş özel halleri geliyor. 26 Nisan yeniayı da bizlere bazı konularda izin alma ve verme dengemizle ilgili önemli bir kapıyı açarak geliyor. Son zamanlarda olanlar ve yaşadıklarımız sebebiyle her yerde “garip, ne biçim şey bu, acayip, hiç böylesini de görmemiştim” gibi sözleri duyar olduk. İşte bunların sebeplerinden biri de bedenimizden, o düşünce ve duygunun geldiği yerden ya da en son olarak boğazımızdan izin almamız diyebiliriz. Biraz kafa karıştırıcı mı? Özetleyelim o zaman.
Düşünün ki, bir yerdeyiz ve bir şeyler yaşıyoruz. Ne diyeceğimizi bilemedik. Bazı şeyleri söylemek istiyoruz ama olmadı, olmuyor ya da konuşmak istediğimiz şey “nedense” dile gelemedi. O düşünce ve duygu ifade edilmek için içimizde duruyor ama…  Bu durumda genelde iki yönde düşünürüz: İlki, o sözcüklerin zaten bizim için bir anlamı yoktu ve geldi ve de geçti, ikincisi, bir “şeyler” o sözcüklerin çıkmasına engel oldu. İşte izin almak dediğimiz de bu. Boğazımızda büyük bir enerji noktası vardır. Onunla dünyaya hatta evrene ulaşabildiğimiz için dev miktarlarda enerji taşır. Sıkça duyarız, “sözcükleri gerçek oldu” veya “hep öyle derdin, oldu işte” gibi cümlelerin sebebi de budur aslında. Bu yüzden kendine özgü bir bilgeliği de vardır ve gerektiğinde bize yardımcı olur. Bu yardımlarından dolayı onunla ekstra iletişim kurup kimi zaman da ondan izin alırız. Farkında olalım ya da olmayalım, ancak evet alırız.
26 Nisan yeniayı, bizlere kendimizden izin alıp gördüğümüz, görebildiğimiz veya görmemiz için karşılaştığımız işaretlere bakmamız için gözlerimizin açılmasını getiriyor. Açılmakla, titreşimimizin yeni yolar ve pencereler için anahtar olacağını anlatıyor.
Yeniay, haydi böyle yapın demek için değil, buna yaklaşmak, istediğimiz gibi alıp dönüştürüp kendimize özgü biçimde bir rehberlik olarak ne yapabilirsek yapmamız için doğuyor. Son zamanlarda ki birkaç paylaşımımda da yazdığım gibi bazı enerjileri önce yaşamaya başlayıp sonra yazmak daha önemli hale gelmeye başladı. Başlamadan önce kendimize kattıklarımıza, yaşamaya başladıktan sonra da eklememiz için şimdi, 26 Nisan yeniayının bize izin alıp bakmamız için getirdiklerine bakalım.

Bu yeniay, bizlere bazı temalarla sesleniyor. Onları almaya başlayalım:
Elimizde ne tutuyoruz?

Yeniay, elimizin içinde ne olduğunu değil, bir elimiz olup olmadığının farkına varmamızı hatırlatıyor. Çoğumuz daha fazlası için kafa yorarken. O istenen fazla geldiğinde onu tutabilecek bir elimiz olup olmadığına bakmamız gerekiyor. Hayatımızı güdüleyen en büyük kavramlardan biri de, elimizdekileri yani kaynaklarımızı nelere, kimlere ve nerelere dağıttığımızdır. Genetik gücümüz buradan gelir. Genlerimiz de elindeki her kaynağı bedenlerimize böyle bir anlayışla dağıtıyor. Herkese olan bağımızda bu kimyasal güç vardır. Öncelikle kafamızı öne eğelim ve elimizde olana ve elimize bakalım. Hiç kafamızı kaldırmadan baktıkça, geçmişin onda bıraktığı izleri görür hale gelene dek bakalım. Hangi dönemlerin ekolarını duyuyoruz.

Nasıl savunduk kendimizi? Ve nasıl şimdi daha farklısını yapabiliriz? Ellerimiz neye ve nereye tutunmak istiyor?

Elimizdekileri hatta ellerimizi nereye verirsek tam bir takım oyuncusu olarak yerimizi bulabiliriz? Hayat bir strateji oyunu değil, bir skor panosu da değil. Bir düşünce, duygu ve mutluluk oyunu. Bu oyunda rol yapmaya ihtiyaç duydukça başkalarının ellerindekine bağımlılıklarımız da artıyor. Elimize bakmak yani kafamızı öne eğmek için kendimize bir aralık vermeliyiz. Zamanı yavaşlatmamız gerekiyor. 26 Nisan yeniayı, kolumuzdaki saat yerine içimizdeki saate bakmamız gerektiğini getiriyor.
Neyi sahipleniyoruz?
Her bir duyumuz, düşünce ve duygu merkezimiz ilerleyip, kendine yeni kapılar açarken bize ait olana bakmaya başlayalım. Kendimizle yeniden temas kurduğumuz her yönde bize ait olanları bulmamız ve sahiplenmemiz çok önemli bir konu. Yeniayın özellikle “hatırlıyorum” dememizi bize gösterdiği birçok alan var: “…yaptığımı hatırlıyorum, … olduğunu hatırlıyorum, … düşündüğümü hatırlıyorum, … hissettiğimi hatırlıyorum”. Dedikçe hatırladıklarımızı içimize almayı ve onları sahiplenmeyi deneyelim. Hep olduğunu sandıklarımızdan başka gerçeklerle aramızda kalan boşlukları doldurmak için buna ihtiyacımız olacak. Yeniay, hepimize gerçekleri sahiplenmek için bir alan getiriyor. Bu alanı görüyorsak, sahiplenmek en doğal ve önemli çözümlerin anahtarını taşıyor olacak.
Gözümüzde hangi görüntüler var?
Birinin gözüne baktığımızda orada bir ışık gördüğümüzden bahsederiz. İşte bu ışık, gözün içinde canlı bir şekilde duran bir görüntüdür aslında. Gözümüzle gördüklerimizi çevremize anlatsak da, onun içinde sözcüklerimizden daha fazlası saklanıyor. Görmeye devam etmemiz için orada özellikle durmaya devam ediyor gibidir. Yalnızca bize özgü ve biz onu gördükçe daha da çok keşfedeceğimiz bir görüntü bu. Amaçlarımızdan daha fazlasını yeniayla beraber gözlerimizin içinde bulmaya devam edeceğiz. Gözlerimiz neyi görmeye konsantre olacaksa, onları seçiyoruz. Seçmek için elbette çok kriter ve etkiler olabilir. Bu etkileri ve hiç bitmeyen kriterleri değil, kanalize olmak istediklerimizi seçmemiz gerekiyor. Gözümüz bu yetenekte ve ona yani kendimize izin vermemiz yeterli. Hareketli olanı değil, onca hareket eden şeyin arasında sakin sakin oturanı, duranı görelim. Önemli sırların yalnızca sakinliği tercih ettiğimizde geleceğini göreceksiniz. Ve hepimiz bir grubun (aile, arkadaş çevresi, iş, …) parçası olduğumuz için içimizde en sakin, en ..ok gözünün görmesine izin verenimiz bizden daha çok şeyi görebilecek. Böyle olunca “görebilen”den gelenleri çabamızla birleştirmek için çaba gösterelim. Mütevazı ve teslimiyetçi olmanın en büyük yararları ekim ayına kadar bu yeniayla beraber geliyor olacak. Önümüzdeki 12 gün bunun için çok önemli.
Neden boğazımızdan izin almalıyız?
Belki biraz oyun gibi gelebilir baştan. Oyun en büyük öğrenmelerden birisidir, bu yüzden doğru bir tanım olur. Boğaz ve içindekiler ne işe yarıyor? Kısa cevabı, konuşmaya. Boğazımız konuşmaya yarıyor. Peki, konuştukça ne oluyor? Onun da kısa cevabı, var olduğumuzun bir kanıtı da konuşmaktır da ondan. Yani anda olmanın hediyesi olduğumuzu anlamaktır. Bu hediyeleri almanın, kabul etmenin veya görebilmenin yolu da konuşmaktır. İletişim kurmak, karşımızdakine kendi varlığımızı hatırlatmaktır. O zaman boğazımızın rahatlığı bizim için çok önemli demek doğru olacaktır. Bu yeniayda boğazımızdaki enerjiler özellikle birikeni atmak ve kendi gerçeklerimizi yüksek perdeden anlatmak için dolu dolu geliyor olacaklar. Yani ifade etmezsek, olumsuz birikmelerden çeşitli rahatsızlıklara yol açacak kadar önemli olaylara yol açabiliriz. Kendimizi öğrenmek ve bu, benim demek için özel bir kursa yazılmışız gibi bir durum bu. Madem öyle bu kursun öğrettiği ve getirdiği her şeye bakabiliriz.

Bu dönemde özellikle dönüşmekten veya yeniliklerle tanışmaktan yorulabiliriz. Karamsarlık gelebilir ve onu seçebiliriz. 26 Nisan yeniayı, karamsarlık hakkında bize bir yardımda bulunuyor. Geleceğe baktığımız her pencerenin bir boyutu var ve bu karamsarlık özellikle o pencereyi dar bulduğumuzda olan bir konu. En önemli nokta, zaman. Olumlu hissetmek ve önümüzdeki günlerin getireceği yeniliklerin bütün bu karamsarlığı yeneceğine kendimizi bırakmamız iyi olacaktır. Bolluk ve bereket, bu yeniayın her yerinde olan bir tema. Tek ihtiyacımız ise zaman. Yani kısaca onun için de yine saatlerden izin almamız yeterli. Nasıl mı? “Biraz zamanın yararı nedir” sorusunu sıkça tekrarlayalım. Bakalım neler kazanıyor olacağız?
Her zaman bir dalga var mıdır?
Evet, her zaman bir dalga gibi hissedebileceğimiz bir dalga vardır. Kimisi için bu dalgalar bir test, bir sınavdır. Elbette ki kumsala vurduğunda da dağılacak bir dalga bu. Yeniayın sahile, yani sahilde oturan bizlere getirdiği bu seferki dalgaysa, hırslarımız. Azimle karıştırılmaması gereken hırslarımız hem de. Daha fazlasını istemek temalı dalga sahile vurduğunda neler olacak diye bakmamız gerekli. Hiç beklemediğimiz ve ben sadece hakkımı arıyordum gibi örnekler vererek gözümüzün görmesine izin vermediğimiz görüntüler bizi çokça yanıltabilir. En gerilere, en derinlere geri dönemlim. Klasik bir irade terbiyesi gibi görüp aldanmayalım. Bu çok önemli hatta tehlikeli ve heyecanlı bir dalga bizler için. Bu doğum enerjileriyle dolu yıl için, elimizden gelen ne varsa vermenin önemli olduğu noktalardan biri bu olacak. En basite inip içimizdeki hırsları oluşturan soruları bulup cevaplayalım. Gerekirse, rüyalarımıza kadar giden bir geri ziyaret diyelim buna ama yapmaya çalışalım.
Hayatta ilerlemek istediğimiz yolu biliyor ve onu çok istiyor olabiliriz. Bunu isterken ne zaman neye sahip olarak o yolları zorladığımıza dikkatle yaklaşmamız gerekiyor. Doğal olarak kimi zaman hayaller kimi zamanda geçmişten dersler alarak inandıklarımızı seçiyoruz. Şimdi de kime, ne zaman, nerede, ne kadar çok ve derin öyküler anlatarak seçimlerimizi mi hırslarımızı mı seçeceğiz buna bakmak gerekiyor. Hikâyelerimize biraz yakından bakalım.
Ne kadar biz gibiler?
Ne kadar hazır kurallar, sabitlenmeler ve koşullanmalar içeriyor?
26 Nisan yeniayıyla birlikte tabi ki daha birçok şeyle karşılaşıyor olacağız.
Dünyanın, kendimizin ve enerjimizin sesini dinlememiz dileklerimle.
İlgilenenlerimiz için;
Bu yeniayın Human Design Profili: 5/1 (splenic) Manifestor.

Sevgi ve ışıkla