12 Ocak Dolunayı: Kendimize meraklanmak!

Büyük resimler, sırlar, tehlikeler, yetenekler, başarılar ve huzur torbasından ne çekmek istersiniz?

Şimdi, küçük bir bulmacayı paylaşalım; Bir taht düşünelim. Bu tahta oturunca büyük işler başarabilmenin anahtarına ulaşacağımızı biliyoruz diyelim ki. Bulmaca çok kolay bir sorudan oluşuyor zaten. Anahtar nerede? Birçok kişinin her şeyi anlatmaya tahttan başladığımız için tahtın altında ya da arkasında gibi tahminleri olabilir. Asıl cevap; cebimizde olduğudur. Derinlerde bu bulmacanın büyük bir incelemesi ve dersi var. Bugünlük bize elimizde tuttuğumuz bir torbadan her şeyi çıkarabileceğimizi yani gücü anlatan tahtın birçok farklı yüzünü anlatmasıyla yetinelim. Çünkü bu dolunay bize hem koruma, hem huzur, hem tehlike, hem gerilim, hem karmaşa ve hem de büyük resmi görmek gibi birçok garklı konuyu getiriyor olacak. Üstelik bunların hepsini de aynı torbadan çekme şansını veriyor.
Dolunay, bir enerji hareketidir. Bunu anlamak için üst seviyelerde mistik yetenek ya da meraklara ihtiyacımız yok. Geçtiğimiz günlerde iç ve güne Anadolu’da yerel bir söz olan ay büyükken ağaç kesme sözünü yıllardır araştıran bir grubun her dolunayda ağaçların biyoenerjilerindeki değişim nedeniyle özel bazı canlıları üzerlerine çağırıp daha az sağlam olma hali gösterdikleri kanıtlandı. Bunun gibi tarihte yüzlerce gösterge var. İşte enerji dediğimiz şey de bu zaten. Bizler de her dolunayda bazı etkileri ve sonuçlarını yaşıyoruz. Bu etkilerin kökenini daha önceki döngü yazılarımdan birkaçında da anlatmıştım.

Bu dolunayın da kendine özgü detayları ve etkileri var. Başlayalım, biraz merak hepimize iyi gelecektir…

12 Ocak dolunayı bu değişen zamanlarda, bize ceplerimizde taşıdığımız birçok şeyi anlatmak üzere geliyor. Zorlu duygusal manzaraların ortasında bir adaya çıkma zamanını gösteriyor. İçinde olduğumuz dalgaların yüksekliğini ve gerçekte ne olduklarını görmemiz için bir ada oluşturup (o da bizim cebimizde) oradan bakmanın tam zamanı.

Hepimizin içinde bir ebeveyn ve çocuk var. Her zaman içimizdeki çocuktan söz edilir ya? Bu dolunayda içimizdeki ebeveyn ile oturup her konuya vermemiz gereken bakım ve ilgiye bakmamız gerekiyor. Bunu yaparken dolunayın dikkat çekeceği bir noktayı bilmemiz iyi olur: İçimizdeki çocuk kimi zaman kanar, ancak ebeveyn kanmamayı bilmeli. Bakım ve ilgi verdikçe ne geliyor? Ne kadar şifa alıyoruz? Ne kadar gerçekler aydınlanıyor? Bu senenin, yani 2017’nin önemli bir anahtar sözcüğü de gerçekler olacak. Bu konuda konuşmak için daha çok zamanımız var ama başlayalım ki görmeye başlayalım hep beraber.
12 Ocak dolunayı, bizim zaman dilimimizle öğlen başlıyor, yani dünyanın diğer tarafından geliyor. Gelirken de, son bir sürenin olaylarını beraberinde özetleyerek geliyor olacak. Son 7 yılın olaylarında özellikle dikkat çekecek. Bu aralar son yıllarda beliren ve sonra da kaybolan birçok sağlık, iş ve aile konuları kendilerini onları bir karara bağlamamız için ortaya koyacaklar. Dolunay, 3 gün ve geceden oluşan bir etki alanına sahip. Bunun anlamı nedir diye soranlarımız olursa; elektromanyetik, kimyasal ve biyolojik süreçlerimizi etkin bir biçimde kullanmanın en verimli ve olumlu periyodu bu aralık. Kullanmak ve karar vermek için hepimizi “önce gözlemek” ve sonra da en azından prensipte karar almaya cesaretlendirmek isterim.
Bazı enerjilerin amacı bize bir etkide bulunmak değil, bizim etkide bulunmak için sakin bir alan bulmamızdır. Bu alanı bulduğumuzda kendimizi, çevremizi çalışırız. Bu dolunayın bize verdiği önemli bir etki de, doğru yerde doğru zamanda doğru şeylerle tanışmak olacak. Bu tanışmadan insanları kast etmiyoruz. Kavramlar, duygular, hisler, endişeler gibi iç konuların altını çiziyoruz. O yüzden de bu “ada” düşüncesi daha da önem kazanıyor. O adaya çıkmazsak yüzmeye devam edeceğiz. Böyle olunca da, doğru adada, doğru bir dinlenme zamanında doğru tahtta belki de doğru anahtarla tanışmaktan uzak kalabiliriz. Ada, taht veya anahtar elbette ki birer sembol. Bu dolunay boyunca “denk” geldiklerimiz bizlere özel mesajlar vermek için orada olacaklar. Orada olduklarında da yalnızca biz onlarla değil, onlar da bizimle tanışmak için orada olacaklar. Böylece, bu konuları çalışmak için karşılıklı oturabiliyor olacağız. Endişe sebebiyle kovaladığımız veya uzak durduğumuz her şey geri gelecek bir süre sonra. Üstelik bu sefer, çevrelerindeki sırlarla. Bu dolunayın etkisiyle, çok çok az şey sır olarak kalabiliyor olacak. Neden mi? Bu kadar çok çalışma ve tanışma imkanı veren bir etki içinde ne kadar süre daha gözlerimizi kapatabiliriz, ne dersiniz?
Bazen dolunay gibi hareketleri Quantum’da anlatmak için sanki o olmayı seçen birinin hareketlerini anlatır gibi yaparız. Bu dolunayın yaşayan bir hali olsaydı, aklına bir şeyler takıldığında içindeki özgün yetenekleri nerede kullanabileceğine net şekilde karar vermek için ortadan kaybolurdu diyebiliriz. Yalnızlığa çekilmekten bahsetmiyoruz. Cesaret ve duyarlılığın hediyelerini almak için doğru yerde durmaya gitmek demek daha doğru olacak. Dolunayın sorularından biri de bu oluyor:

Hayatımızın gerçek ederi için doğru yerde mi duruyoruz? Bu konuyu sakince düşünmek ister miyiz?

Dolunay, bizlere değişim ve uyum arasında bir patika çizmemiz gerektiğini de anlatıyor. Veya bunu nasıl yapmak istersin diye soruyor diyelim. Sorunun cevabı bizlere özgü olacak ancak, yöntemi elimizi daldırıp çektiğimiz torbadaki her şeyi (başlığımız) oraya bizim attığımızı hatırlamamızdan geçiyor. Her yerde ne görmek istediysek, torbaya onu biz attık. Her şeyi ilahi bir boyutta görmek mi istedik? İlahi görüş açısı attık. Her şeyi ılımlı mı görmek istedik? Ilımlı mesajları ve kişileri oraya biz attık.

Torbamızın bir olumlu özelliği de olacak bu dolunayda; son 7 yılın olumsuz alışkanlıklarını bırakmamız için, egomuzun bize destek vereceği. Bu desteği alabilmek için, dolunay bu konuda alçakgönüllü olumlama ve çalışmalara yönelmemiz için yön gösteriyor. Egolarımızın ihtiyaç duyacağı bu egzersizlerden kaçınma uzun dönemde (neredeyse 12 yıl boyunca) bizleri kibirle tanıştıran bir yoldan yürümemizle sonuçlanabilir. Elbette ki seçimlerimiz çok önemli olacak her zamanki gibi.

Dolunayın, ruhumuzun, hayatımızın ve hayat amacımızın merkezine yönelik her mesaj ve temayla ilgili göndermeleri olacak. Onları sıklıkla hatırlıyor olacağız. Bu yüzden de, kendimize yönelik çalışmalar yapmak veya çalışmalara başlamak için planlama yapmak ya da karar almanın tam zamanı. Ne yapmamız gerektiğini gerilsek de, sıkılsak ta daha doğru seçiyor olacağız. Netliğimizi, dolunay süresince kullanabileceğiz demek yanlış olmaz. Sonrasını beklersek, bu netliği yitirebiliriz. Kaçmıyor ancak bir daha bu kadar net bir desteği özel kişilerin yardımları dışında bir daha ancak 5 ay sonra bulabiliyor olacağız.

Kişisel potansiyelimizi uyandırmak, farkında olmadıklarımıza bakmak, düşüncelerimizi eylemlere dönüştürmek ve gerçeği anlatan yetenekler bulmak için, 2017’nin ilk dolunayı hepimize ellerini uzatıyor.

Dünyanın dengesinde, yin-yang, doğum-ölüm, gibi aynı anda var olan bazı birliktelikler var. Bu birlikteliklerin hepsi bir yolu seçmemiz için oradalar. Bu dolunayla beraber, hayatlarımızın mücadele alan yollarını aydınlatıyor olacağız. Önemli olan doğal halimizi açıkça kabul etmek ve bizlere seslenen her seslere kulaklarımızı kapatmamak.
Bu dolunayın dilini daha iyi anlamak için bir ipucu ile iyi gelen merakımızla şimdilik doyalım: Ses, yani duyma duyumuz bedendeki en gelişmiş duyumuzdur. Duyamasaydık, doğru-yanlış ayrımını hiç yapamazdık demek yanlış olmaz. Çünkü yalnızca görerek ve izleyerek, örneğin bir insanın neyi doğru neyi yanlış söylediğini tam olarak göremezdik. Bu yüzden de duymak, nörolojik olarak en büyük beyin gelişimi alanlarından birini oluşturur.

Kendimizi duymaya ne dersiniz?

Sevgi ve ışıkla

  • Esin Batal
  • İletişim, danışmanlık, seans ve destek için: [email protected]
  • M: 0.530.386 44 74

Aşağıdaki formu doldurarak da benimle iletişime geçebilirsiniz ?